ULTRA TÜRKLER




23 Temmuz 2014 Çarşamba

Durum Analiz ve/veya Militanlaşan yüksek demokrasi?!

Durum Analiz ve/veya Militanlaşan yüksek demokrasi?!

"Mutlu bir hayat yaşamak istiyorsanız, hayatınızı bir amaca bağlayın, kişilere veya eşyalara değil!" 
Einstein 
“Üç bin yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan, günübirlik yaşayan insandır.” 
Goethe
“Tüm gerçekler üç adımda gelirler: Önce alay edilir. İkinci olarak şiddetle karşı çıkılır. Son olarak, zaten belli olan bir şey denir ve kabul edilir.”
Arthur Schopenhauer
"Senin kendi yolun vardır, benim kendi yolum. Doğru yola, haklı yola, tek yola gelince, öylesi yoktur."
Friedrich Nietzsche
“Yurtta sulh cihanda sulh!”
Mustafa Kemal Atatürk
...
DURUM?!
BÜYÜK RESİM:
Stratfor?!
Derin Fırıldak!?
Türkiye, Acem HAARP.
Neo Mısır patlaması ve/veya 28 Şubat 1 çarpması.
Detaylara girmeyeceğim, hikaye de anlatmayacağım.
Kaldı ister dinci ister laik kesim olsun fark etmez, vatandaş operasyon yorgunu.
Basit soru ortada:
Neden 10 Ağustos Çankaya seçimleri öncesinde Gülen Camia'ya operasyon?!
Polisler neden Savcılık'a davet edilmedi, terör örgütü'ne baskın yapar gibi sahur vahti operasyon?!
Yani?!
Zeka'ya hakaret.
Asıl soru şu:
Ergenekon ve bilumum operasyonunu yürüten Emniyet Müdürleri gözaltına alınırken, Çankaya'daki Gül ne yaptı?!
Bir başka soru:
İkinci tur'a kalacağı anlaşılan Çankaya seçimleri kapsamında, Gül'e vekalet etmeye hazırlanan Cemil Çiçek (&Gökçek) bu operasyon hakkındaki düşüncesi nedir?!
Ağar ağar, Mehmet Eymür silkelemesi!
Yani?!
RTE el'i ile "militan polis"i medyatik şov'la içeri aldırıp mağduriyet, mazlumiyet operasyonu yapan kim, izin veren, verdiren kim'ler?!
Demem o ki:
Taraf olmak başka "taraflı" yani "taraftar" olmak bambaşka şey.
Misal:
Fenerbahçe, Kayserispor, Kasımpaşaspor, Galatasaray, Beşiktaş, Urlaspor, KSK, Göztepe vb takımların taraftarı olabilirsiniz ama iş hakem'lik yapmaya geldiğinde, her takıma eş mesafede kalmak zorundasınız.
Çankaya bu yüzden önemli.
Daha önce tazmıştım, Fetullahçı polislerle birlikte askerlik yaptık diye.
Hepsi de sen / ben / biz gibi vatana sevdalı, iyi aile çocukları, hırt'lardan her kesimde mevcut, hiçbir adres pür'ü pak değil.
Nüans şurada: Gülenci polisler, laik devlet'in dine karşı olduğunu, başörtüsü başta olmak üzere, dini değerlere sahip olanların aşağılandığını düşünüyor. Bu yüzden laik kesim''e karşı tavırlı. İsrail, NATO uşağı söylemi buradan geliyor. 28 gün askerliğimiz süresi içinde o polislerle bu konuyu çok tartıştık, çamaşırhane nöbeti dahil, anlamak isteyen için yeterli süre.
Laik kesim'e gelince, dini değerler ile irtica, yobazlık, ticani'lik birbirine karıştırılıyor. 28 Şubat 1 sürecinde yapılan en büyük hata, gerçek irtica orta yerde dururken, gerçek hırsızlık vurgun orta yerde dururken, "türban"la mücadele etmeyi irtica ile mücadele etmek'le eşdeğer tutmaları, akıl tutulması ve/veya hıyanet.
Kaldı ki, Çiller'le ittifak yapmak, kolkola girmek, Erbakan'ın yerine yenisini yani hem zeka olarak düşük hem de nerede duracağını bilmeyen, açgözlü rüşvetçiyi getirmek; zeka, deha ile açıklanamayacak kadar "stratejik çapsızlık" olsa gerek.
Bu kapsamda, bir Yunan atasözü şöyle der:
“Arhi andra diknisi / İktidarda kimin olduğunu, iktidara gelince anlarsın!”
Aynen, AKP'nin, Gülen'in, Gökçek'in anladığı gibi.
Yani?!
BOP kapsamında tavan'da kurulmuş AKP de, Gülen Camia da iktidara gelmek için gerdeğe girecek damad gibi çok sabırsız'dı.
Neden, 28 Şubat'ı yapanlara hadlerini bildirecek, ülke nasıl yönetilirmiş'i göstereceklerdi.
Başka?!
Bir de, Osmanlı'nın intikam'ını alacaklardı, Gazi laik esasa dayalı bir Cumhuriyet kurmuştu, onlar yıkıp Avrupa'ya diz çöktüreceklerdi.
Mümkün.
Başka?!
Hilafet'i getireceklerdi.
Başka?!
Müslüman Arap coğrafyaya bir hançer gibi saplı İsrail'i bu coğrafyadan söküp atacaklardı.
Başka?!
Türkiye Cumhuriyeti'ni tasfiye edip Anadolu İslam Federe vs bir şeyler kuracaklardı.
Başka?!
Büyük Barzanistan'ın hamisi, tek kazan'anı olacaklardı.
Başka?!
Bir de elit laik kesim nereye giderse onlar da gidecek, yiyecek, giyecek, sarı saçlı femme fatale kadınlarla iş tutacaklardı.
Jet ski'ci cüppeli mukaddem, kindar nesil gırla bu kepazelik öyküsü ile dolu.
Nüans şurada, Türkiye İslam değil deyip çaldılar ama parayı lüküs jeep, lüküs araba, pırlanta, lüküs marka kıyafet vb için harcadılar, yani mücahit'ken müteahhit oldular, rüşvet verdiler aldılar, neticede "adi hırsız" durumuna düştüler, toplayın şunları içeri denilecek durumdalar.
Gülen'in çilehanesi dahi otel büyüklüğünde, kompleks nedir, devlet büyükleri geldiğinde ağırlamak!
Hz Muhammed nerede ağırlamış?!
Doğu ya da Batı Roma'nın üçkağıdıdır, mekan görkemli olsun ki, konuk etkilensin.
"Konuk etkilensin" diye çalmak doğru olsaydı, Berlusconi hiç hırpalanır mıydı, SSCB batar mıydı, ABD derinden patlar mıydı?!
Vatikan'daki binalar da görkemli ama Papa'nın son demeç ortada, rezalet mabad boyu.
Hasılı:
Hakikat şudur:
12 Eylül öncesinde olduğu gibi devlet, iki (artı 1 üç) parça.
PKK, Barzani, barışçı'yı oynuyor.
"Yüksek rüşvetçi, yağmacı demokrat" Erdoğan ve Gülen ise birbirine güvenmiyor, biri Obama diğer Putin ya da biri İsrail diğeri İran'ın kucağında.
Laik kesim ise kendi içinde iki parça.
Bir kesim Erdoğan'ın diğer kesim Gülen'in yanında.
Yani?!
Türkiye tarihinde bu kadar kolpacıyı birarada görmedi.
Başka?!
2014 sıcak yaz resmi ortada:
28 Şubat'çılardan hesap sormak için iktidara geldiğini iddia eden AKP & Gülen'in hali ortada.
Neo 28 Şubat 1'in "1 numarası" Abdullah Gül.
Gökçek ve Çiçek & Eymür, Ağar, operasyon kısmında.
Vatikan & Yahudi nefret'i ile büyüyen bir nesil, "diyalog" adı altında İsrail'in, Vatikan'ın ve/veya Neo Haçlılar'ın kucağında.
Maymun olmuş.
Erdoğan, akçasal ilişkiler üzerinden Acem'le saf tutmuş, önceki hesaplar üzerinden Siyon kukla.
Savaş lordlarının başbakanı.
Resim bu!
Aynı zamanda bölge barut fıçısı.
Tek kıvılcım yeterli yakmak için, Neo II.Dünya Savaşı saf'şması.
Yani?!
BOP'un toksik varlıkları.
Sifon'u çekmek varken, sergi açmak hangi akıl'ın eseri!:))
1 Mart Tezkeresi öç güncesi, Acem alacak hesabı, MI9 mukaddem.
Sözün özü:
Ergenekon, Balyoz vb davalarda hukuksuzluk var ise emir komuta zinciri içinde soruşturmak elzem.
Abdullah Gül'ü işaret ederek genelkurmay başkanı başta olmak üzere üç kuvvet komutanı istifa etti, malum medyalarda neler yazılıp çizildiği ortada.
Dün 2007'den bu yana arşivi taradım, gazete kupürlerine baktım, "Gülen çalar, Gökçek el çırpar, Erdoğan oynar, Gül seyreder" vaziyet'i.
1 numara sorunsalı.
Su'yun özenle bulandırıldığı ortamda, laik kesim'e bakışı sorunlu bir emniyet'çiye görev verirseniz, o da önüne çıkan herkesi "laik yobaz" diye yaftalayıp, yakalayıp içeri tıkmaya çalışır.
Su'yun özenle bulandırıldığı bir ortamda, dinci kesim'e bakışı sorunlu bir emniyet'çi ya da asker'e görev verirseniz, o da önüne gelene "dinci yobaz" diye bakar ve yakalayıp içeri tıkmaya çalışır.
Siyaset'en haklı olmak, meşru olmayı getirmez.
Evrensel hukuk, yönetim herkes için, parlamenter demokrasilerde Cumhurbaşkanlığı seçimi bunun için önemli.
Olması gereken: Birarada yaşaması imkansız ya da zor olan kesimleri, cemaat, mezhep, siyasal düşünce vb yasalar çerçevesinde birbirlerinin yaşam tarzlarına saygı duyarak, birarada tutmak, ulusal güvenlik sorununa yol açmadan yönetmek.
Türkiye'yi bazı ellerin karıştırdığı doğru ama Türkiye de hatalı, eksik seçimlerden dolayı patlamaya hazır barut fıçısı.
"İnşallah maşaallah" demokrasisi.
Şarki, oryantal, eyyamcı, gelen ağam giden paşam.
Kulağı tersten göstermek yerine, siyasal anlamda üç parçaya bölünmüş Türkiye'yi, "büyük resim" de gözönüne alarak birleştirmek, gordion düğümü'nü çözecek 1 numara'yı çağ'ın ruhu'na hitap ederek, Çankaya'ya çıkarmak en akıllı olanı.
Nüans şurada, İngiliz ulusalcısı, İngiliz ülkücüsü (siyasal Türk'çüsü), İngiliz siyasal kürt'ü, Barzanist'i, İngiliz liberal'i, İngiliz sünni müslümanını biraraya getirip Çankaya'ya Cumhurbaşkanı atamak, hem insan zekasına hakaret hem de mevcut konjoktür buna müsait değil.
Yani?!
Hassas denge.
F'Koru, nüans burada.
12 Eylül öncesinde sol'cular devrimciler haklıydı, çok genç öldü, ne adına, Rusya adına, Varşova Paktı, Doğu Almanya adına!
12 Eylül öncesinde sağ'cılar ülkücüler haklıydı, çok genç öldü, ne adına, ABD adına, NATO, Londra, Batı Almanya adına!
Hayat'a "büyük resim" üzerinden bakmayı öğren(e)mezsek, Türkiye istihbarat servisleri için her daim oyun alanı olur, böyle de kalır.
Hem de büyük servisler değil, Stratfor gibi yan servis sağlayıcılar için.
Netice:
Barzani, İŞİD, Mısır, Uk'rayna.
İsrail, Filistin Gazze dalaşı.
Dün askerleri aldırdılar, bugünse polisleri.
Oyun aynı oyun.
Sağ kolu sol kola düşman et, çarpıştır, karıştır operasyonu!
Oysaki insan vücudu gibi devlet de bütündür, göz'ün yerine mabada göz monte edilmez.
Kıç da kafa niyet'ine kullanılmak istese de, ne çıkan ses aynıdır ne de düşünce şekli!
Bir yanda, akçasal dosyalar üzerinden şantaj'a maruz tutulan, Saddam'laştırılan Erdoğan var, her iki eksen'de de maymun gibi oynatılıyor.
Diğer yanda, kayıp trilyon davasından hüküm giymiş Erbakan'la aynı hukuki dosya içinde yer alan (NATO) Abdullah Gül var, hapse girmemek için ne derlerse yapıyor.
ABD'de Başkan'ın performansı sorgulanır, Türkiye'de Abdullah Gül'ün ne kadar gezdiğinin listesi çıkartılıyor, hizmet'e hizmet bu olsa gerek!
Yani?!
Ne kadar üç maymun oynarsan o kadar başarılısın.
"Sayın" Fehmi Koru, şaka mı bu?!
Ezcümle:
Aslında hikaye basit.
Çankaya'daki sorunlu duruş, asalak, rüşvet'e, himmet adı altında haraç'a batmış, dış güçler'in oyuncağı olmuş sistem militanlaşmış bürokratlar yüzünden kor'düğüm.
Militanlaşmış kadro'yu ayıklayacak, 'ahenk'i sağlayacak olan ise Çankaya'daki 1 numara.
Ne var ki, Çankaya'daki 1 numara da; Erdoğan, Gülen, (Çetin) Doğan gibi militan ise dalga'nın biri biter, diğeri başlar.
Çözüm?!
Ali Fuat Yılmazer, sorunlu vücut dili olan hırt, Gülenci bir polis müdürü.
Militanlaşmış, akli melekelerini yitirimiş bir emniyetçi.
Aynen Zekariya Öz gibi.
28 Şubat 1 sürecinin militan savcısı Vural Savaş gibi.
Sağduyulu olması mümkün değil.
Laik cenaha, TSK'ya bakışı sorunlu!
Aynen Sabri Uzun gibi.
Uzun da, laik kesim'in militan emniyetçilerinden.
Uğur Dündar, Nedim Şener vb at gözlüklü soruşturmayan gazetecilerin atladıkları hayat memat nüans da bu. 
Al birini vur ötekine.
Tuncay Özkan, Mehmet Baransu, Nazlı Ilıcak vb.
Yılmazer de, Uzun da sorun çözmez, sorun'u derin'leştirirler.
Çevik Bir, Çetin Doğan da öyle!
Doğan, militanlaşmış üst düzeyde bir subay.
Çetin Doğan, Çevik Bir, başka devletlerin aklı ile iş'görmemiş olsalardı, hiç durum böyle olur muydu?!
Erdoğan'dan hesap sormaya hazırlananlar, Çiller'den hesap sormamış, üstüne üstlük nemalanmış ise rüşvet üzerinden en büyük ulusal güvenlik açığı hangi ülkede yaşanıyor, diye  sormazlar mı "vatan kurtarmaya" hazır, aday toksik varlıklar'a.
"Şunu da bunu da içeri alacaklar" diye yazan Fehmi Koru üzgünse, akan gözyaşları timsah gözyaşı olmalı ve/veya ölüler dirilir mi?!
Güç'e tapanlar sadece kendi çıkarlarını düşünür, adalet'e değil güç'e inanırlar.
Yani?!
Hırsız'sa, hain'se, suç işlemiş'se, bunun dincisi, laik'i,sağ'cısı, sol'cusu olmaz, olmamalı!
Mahkeme'ye giderken "Hakim, hangi taraf'tan" diye sormak, o ülkede demokrasi adı altında faşizm'in, imamokrasi'nin geçerli olduğunun delil ve ispatı değil midir?!
Çankaya'dakinin üç maymun olduğu ortamda, mahkemeler gücü güce yetenin değil midir?!
Necdet Özel dahi AKP'nin genelkurmay başkanı olmuş ise hangi YAŞ ve/veya bataklık ortada, Necdet Özel önden yürüsün arkadan kimleri göndereceğimiz de ortada.
Yani?!
2014 güz realitesi.
Başparmak sorunsalı!
Vatan için başparmağını feda edemeyecek olanlar devlet katında yönetici, "Hadi koçum" deyip gaz'lanacak deli'kanlılar aranıyor.
İç savaş.
1 numara sorunsalı!?
Siyasallaşan her yapı, işlediği suç için aynı mazereti savunmakta.
"Davamız için yapılması gereken buydu, ben de gereken ne ise onu yaptım."
Yani?!
Erdoğan'ın hırsız, rüşvetçi olması, görevini kötüye kullanan Yılmazer'i aklar mı?!
Mahkemeler, adaletin tecelli etmesi gereken yerler, propagandası en iyi kim'se ona göre karar verilen yerler midir?!
Kaldı ki; devlet katında, ulusal güvenlik için öldürme dahil operasyon'la yetkili tek adres, güvenlik bürokrasisi'dir.
Ne var ki, "güvenlik bürokrasisi" AKP & Gülen iktidarında, ulusal güvenlik'i tehdit edenlerle masaya oturup, kumpas kurmak için zaman harcadığından, ortalığı BOP götürüyor.
Şimdi de Kedi / Fare harp'i üzerinden birbirlerine kumpas kuruyorlar.
Son kullanım tarihinin son kullanım tarihi geçmiş bir Başbakan'a, Gülen, Gökçek, Gül, Bir üzerinden kurulan kumpas ortada!
Gülen polis Ali Fuat Yılmazer'in elleri kelepçelense de, Erdoğan üstüne üstlük beyanat verse de, kurgu kurgudur.
Militanlaşmış polis, savcı, hakim, gazeteci, asker üzerinden Laik Türkiye'yi ters ayağa alma operasyonu!
2007 çapraz bulmacasının çözüm'ünden kaynaklı kor'düğüm devam ediyor.
Yani?!
Kerat cetveli ortada:
“Üç tür politikacı vardır: Suyu bulandıranlar, bulanık suda balık avlayanlar ve en yeteneklileri olan bulanık suda balık avlamak için suyu bulandıranlar!”
Arthur Schnitzler
Gül, Gülen, Bir & Doğan'dan "Erdoğan operasyonu"!
“Bir iç bunalımı ancak bir dış bunalım doğurur! Öncelik her zaman dış politikadadır.”
Alman tarihçi Franz Altheim
İsrail & İran makası.
Abaküs:
“21 Yüzyılın cahilleri, okuma yazma bilmeyenler değil, yanlış öğrendiklerinizi unutamayan, yeniden öğrenmeye, değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır!”
Alvin Toffler
Medyanın hal-i pür melali.
“Şeytan’la yemek yiyenin kaşığı uzun olmalıdır!”
Alman atasözü
Topaç dönmeye devam ediyor ve/veya Neo Sezar RTE'ye Neo Brütüs Topaç operasyonu.
“Isbır feinne’d-dehre la yesbır / Sen sabret. Çünkü, nasıl olsa zaman sabretmez!”
Arap atasözü
Hasılı, biz sabretsek de, "Sahur operasyonu" bağlamında zaman beklemedi, Gökçek & Çiçek, 28 Ağustos'ta Çankaya'yı teslim alacak diye "kurmaca olarak" başladı, "kozmik hakikatlar" üzerinden realize olarak yol'una devam eder.
Yani?!
"Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşırmış."
Bu ispata muhtaç bir iddia.
2007'den bu yana o kadar çok konuşuldu ki, laf'la peynir gemisi yürüyor olsaydı, Türkiye açık ara "taşımacılık şampiyonu" idi.
Nüans burada.
İnsanlar, genelde olaylara, "haklı mı değil mi" diye bakar, sonra "hakikat'e bakar", daha sonra da "güç kimde" diye bakar, güç'lü saf'laşmaya göre karar verir.
Realite budur.
El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu topaç zannedermiş.
Balyoz burada.
Nüans şurada:
12 Eylül öncesinde anlatmamışlardı demişlerdi ya, anlattık!
Anlayana sivri sinek saz, anlamayan'a davul zurna az.
Nokta.
...
Final süreç'i: Militanlaşmış yüksek bürokrasi sorunsalı?!
...
Ve...
Son olarak...
ZAKKUM
Hırbo, Fehmi Koru ve mahlaslarının yeni yazı odasının kapısı tıklatıp, "Tıh tıh tıh, Hırbo eyi günler diler" der ve sorar:
"Her yeri röntgenleyen sapık jinekologları sahur'da içeri mi almışlar?"
Radikal dinci cenahta kafa aynı kafa!
Apış arasından ya içeri ya etrafında dönüyor.
Bumerang zamanlar?!
Kumpas Matruşka?!
Kadir Geceniz Mübarek Olsun.
Nokta.

23 Temmuz 2014


ÖzgürTÜRK