ULTRA TÜRKLER


27 Mayıs 2015 Çarşamba

Sırtını dönmek ve/veya 27 Mayıs 2015 "real politik": Asker yüzünü Gül'e döndü?!

Sırtını dönmek ve/veya 27 Mayıs 2015 "real politik": Asker yüzünü Gül'e döndü?!

(ya da Neo 11 Eylül ve/veya Alarko'da "kaptan" değişti?!)

“Bana ait olan bir şeyi bana vaat edemezsiniz.”
Büyük İskender
“Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çöker!”
Cicero
“Savaş, politikanın başka araçlarla devam ettirilmesidir!”
Karl Von Clausewitz
“Özel maksatla neşriyat yapan bazı gazetelerin, halkın ekseriyeti üzerinde yaptığı tesir, her memlekette olduğu gibi o gazetelerin lehinde değildir”
M. Kemal Atatürk
“Eğer bu kahveyse lütfen bana biraz çay getirin; yok eğer bu çaysa o zaman lütfen biraz kahve getirin.”
Abraham Lincoln
“Parmak bir şeyi işaret ediyorken parmağa bakan ahmaktır.”
Fransız atasözü
“İrtica-i harekatın teşvikçisi İngilizler olup, merkez beyni de İstanbul’dadır.”
Mareşal Mustafa Kemal Atatürk
“Bildiğini bilenin arkasından gidiniz. Bildiğini bilmeyeni uyarınız. Bilmediğini bilene öğretiniz. Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.”
Konfüçyüs
“Eder tedvir-i alem, bir mevkinin kuvve-i azmi
Cihan titrer sebat-ı pay-i erbab-ı metanetten…”
“Evet, değil üç, hatta inanan ve direnen bir tek adamın bile ayaklarının altında dünya titreyebilir. Böyle bir tek adamın bile azmi ve kuvveti alemi idare edebilir.”
(Tek Adam, Mustafa Kemal, 1881 – 1919, Şevket Süreyya Aydemir, Cilt I, 1881 -1919,
Sayfa 92)
...
HAARP'METEO / NEO 11 EYLÜL?!
TC Atilla Kamer
9/11 SALDIRISI BU KEZ İŞİD TERÖR ÖRGÜTÜNDEN GELİYOR!!!
A Canadian makes a short speech in English before switching to Arabic, saying: "It is a message to Canada, to all American powers. We are coming and we will destroy you." A Jordanian says: "I say to the tyrant of Jordan: we are the descendants of Abu Musab al-Zarqawi [the Jordanian founder of al-Qa'ida in Iraq killed by US aircraft in 2006] and we are coming to kill you." A Saudi, an Egyptian and a Chechen make similar threats.
11 EL KAİDE MENSUBU MALEZYA UÇAĞI NEDENİYLE TUTUKLANDI!!! 
OPERASYON EMRİ FBI VE MI6'DAN GELDİ!!!
IRAK'TA YAPILAN KIBRIS'TA TEKRARLANIYOR!!! 
HEM DE YENİ 11 EYLÜL TERÖR SALDIRILARI ÖNCESİNDE!!! 
2001 yılında George W. Bush seçildikten birkaç ay sonra, Dick Cheney Halliburton şirketiyle Amerikan Devleti arasında Irak'da verilecek hizmetler üzerine anlaşma imzaladı. (Bu anlaşma 11 Eylül saldırılarından önce imzalandı)
HALLİBURTON ŞİRKETİ KIBRIS'A GELİYORSA DOĞU AKDENİZ ENERJİ SAVAŞI YAKLAŞIYOR DEMEKTİR!!!
Fileleftheros ve diğer gazeteler, petrol ve doğalgaz alanlarında her türlü hizmet sağlama faaliyetlerinde bulunan “Halliburton” ve “Schulmberger” şirketlerinin, tüm Doğu Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol arama ile çıkarma faaliyetlerinde bulunan müşterilerine hizmet sağlayabilmek amacıyla, Güney Kıbrıs’ta bir üs kurmaya hazırlandıklarını yazdılar.
...
DURUM
"Türkiye’nin dünyada en donanımlı ve güçlü istihbarat örgütlerinin birinci sıradan hedefi olması onun sadece dünya coğrafyasının stratejik bir bölgesinde olmasından dolayı değildir. Bunun bir de 'Beşeri' boyutu vardır. Bu da 'Millet / Ulus' olarak Türkler’in, CIA olsun, KGB olsun MOSSAD vb olsun, örgütler tarafından 'unpredictable / kestirim, tahmin, öngörü yapılamayan' ülke statüsünde görülmesindendir. En kestirme ve yalın anlatımla söylersek, 'Türkler’in ne yapacağı belli olmaz!' yargısı vardır. Bu gerçeği bana çok deneyimli diplomata ve istihbaratçı olan Büyükelçi Heyvard Isham söylemişti. Heyvard Isham, 1950 – 1954 arasında Berlin’de ve 1969’da Vietnam’da görev yapmıştı. 1972’de ABD’nin Fransa Büyükelçisi idi. Emekliye ayrılınca ünlü Think Thank 'East and West Studies'in başına geçmişti. Heyvard Isham, Sovyetler Birliği ve Ortadoğu (Türkiye başta) uzmanıydı. Ona göre Türkiye, istihbarat alanında hiçbir zaman ihmal edilmemesi gereken bir ülkeydi ve Araplardan çok farklı olan 'Türk zekası' daima dikkate alınmalıydı.”
(Türkiye’de ve Dünyada Casuslar, Aytunç Altındal, Destek, Nisan 2008, sf 146)
Nitakim...
1960 ‘lı yıllarda Türkiye’de, The Times Gazetesi ve Associated Press Ajansı adına görev yapmış bir gazeteci vardı.
Adı; David Hotham’dı.
Bu İngiliz gazeteci, Türkiye’deki görevi sona erince, memleketine geri döndü.
Sonra da Türkiye üzerine gözlemlerini içeren bir kitap yazdı.
Kitapta, Türkler’in iş yapma biçimi ve düşünce kodları üzerine çok ilginç gözlemler vardı.
Hotham, kitabında özetle şöyle diyordu:
“Türkiye’deki duruma bir bakın. Mantıklı bir tahminde bulunun. Sonra da önünüzdeki kağıda bunun tam zıttını yazın. Mutlaka doğru sonucu kestirmiş olursunuz!”
Daha sonra bu kitap, Türkiye’de görev yapan neredeyse tüm yabancı diplomatların başucu kitabı oldu.
Türkiye’ye operasyon yapan istihbarat servisleri de, Hotham’ın kitabını masalarının üstünden hiç eksik etmediler. 
Ki...
Türkiye, “olmaz olmaz”ların ülkesi!
Her zaman “sürpriz” yapma şansı var ve/veya şimdi "Acem sürprizi" zamanı!
Sözün özü:
Beklenmeyeni bekleyin.
Nokta.
...
DURUM
Flashforward!?
Rüşdü Erdelhun, Genelkurmay Başkanı’dır!
Menderes, Bayar, “Tak” diye emreder, Genelkurmay Başkanı Erdelhun da “Şak” diye yerine getirir.
Buna rağmen DP mutlu değildir!
Menderes hem içte hem de dışta köşeye sıkışmıştır.
Kara Kuvvetleri Komutanı Cemal Gürsel, “Cumhurbaşkanı’nı görevden al, ihtilal ortamını o hazırlıyor” diye mektup yazmıştır.
Çare'sizdir!
Yüzde 222’lik devalüasyon da bu sürecin üzerine ekilen tuz biber olmuştur.
İhtilal’in iki gün öncesidir!
Menderes, yine istifa eder!
Yaşı nedeniyle idam edilmeyen Bayar, istifayı kabul etmez.
İşgüzar Fatin Rüşdü Zorlu, çaresi bulunur der.
Bu Menderes’in aynı yıl içinde verdiği üçüncü istifadır.
1957 seçimlerinden bu yana, işler hiç de iyi gitmemektedir.
Halkın dinci – muhafazakar kesimi Menderes’i bağrına basarken, laik eksenli kesimi bıkmıştır.
“Diktatörleştirilen” Menderes, yalnızdır.
Bunalmıştır.
Hal böyleyken…
Takvim yaprakları, 25 Mayıs 1960 tarihini göstermektedir.
Menderes, moral bulmak için kendini güçlü hissettiği “Eskişehir”e gider. 
Bir grup gazeteci ile birlikte Eskişehir Askeri Havaalanı’na iner. 
Bu sırada alanda, bir grup hava subayı alanda beklemektedir.
Menderes tebessüm ile selamlar.
Başvekil, subayların arasındayken bir komut sesi duyulur:
“Geriye dön”!
Subaylar hep birlikte “Diktatörleştirilmiş” Menderes’e sırtlarını dönerler.
Menderes sararır:
“Bu ne hal?” diye sorar cevap alamaz!
Beklenen cevap, 24 saat sonra gelir!
Sözün özü:
27 Mayıs 2015 real politik?!
Asker, Batı Roma üzerinden elinde Balyoz'la poz veren Abdullah Gül'e bakıyor!
Küresel aksta çalacak kapı'sı kalmamış Erdoğan'a sırtını döndü!
Davutoğlu'ndan ise nefret ediyor, IŞİD'le, PKK ile aynı resmin içinde görüyor.
Gülen, neo irtica kapsamında.
Yani?!
Çankaya Savaşları devam ediyor!
RTE, topal ördek.
Nokta.
...
DURUM
Neo Sevr'ciler "Balık hafızası"na güveniyor, naçizane milyon'da 1'ler ise "Fil hafızası"na?!
Bu kapsamda okur sorusu:
"Seçimler iptal mi yoksa koalisyon mu ya da akp ıktıdar başkanlık sıstemı yururlukte sonra da idam show mu sahnede?"
Elcevap:
Kahin değilim.
Naçizane "Büyük Satranç Tahtası" üzerinden süreç okuması yapıyorum.
Şişman Kedi, Obez Fare HAARP'i.
Etki / Tepki, re'AKSİYON!?
Kaldı ki, bu soru'ya cevap olabilecek o kadar çok "data" var ki, ortada.
Misal:
Derviş, CHP, AKP koalisyon'una atıf yaptı.
İzmir'de, Yeni Asır'ın önü boydan boya MHP bayrakları ile kaplı!
Gülen'ciler, bir elleri ile MHP diğer elleri ile de HDP'yle iş tutuyorlar.
27 Mayıs güncesi ve/veya Alarko'nun baş'ından İshak Alaton çekildi.
"Bugün aslında dündü" ise hikaye, Erdoğan'ın geliş süreç'inde öldürülen Üzeyir Garih'in oğlu iş'başında!
Yani?!
Erdoğan'ın A Takımı'nda bir isim daha düştü.
Anket ve saha'dan yansıyan not'lar, koalisyon diyor.
Hadise'nin bir boyut'u bu!
Diğer boyut'u:
Bush'giller öç için geri dönüyor.
Topal ördek Obama, elinde beyzbol sopası ile poz verdi.
Putin, IŞİD'le mücadeleye katıldı, siyaset ve ticaret yanyana olmaz deyip, kızım sana söylüyorum "Erdoğan sen bittin" mesaj'ı çatı.
Soçi antantı, ex.
İngilizler, 27 Mayıs'ın ip'ini 28 Şubat Dolmabahçe antantı üzerinden Demirtaş'ın eline verdi.
Davutoğlu, neo Brütüs.
Bir başka açıdan:
Gül, Erdoğan ile aynı kare içine girmiyor.
Velev ki, seçimler yapıldı, koalisyon'un gölge başbakan'ı AKP'nin eşbaşkanı Gül!
AKP (HDP), MHP, CHP!
Çiçek, vekaleten Cumhurbaşkanı!
Sarıgül beklemede.
Koalisyon için Meral Akşener "kolpadan mağdur" ilan edilip Başbakan yapılmak istendi, olmadı, tutmadı, yeni isim bakıyorlar.
Yani?!
7 Haziran sandık sonuçları ortada:
Kaos.
Destabilizasyon!
Terör dalgası!
Daha açık yazalım:
Velev ki, 7 Haziran, bu tablo'ya rağmen 'düzmece sandık'tan Erdoğan çıktı, HDP baraj altı kaldı, ne olması bekleniyor?!
IŞİD'le mücadele etmeyi reddeden, sürekli bahane üreten Ak Saray'daki The İmam'ın üzerine PKK'yı sürecekler.
Ki PKK eylem yapıyor ama iktidar şehvet'ine kapılmış medya, politika görmezden geliyor.
Gül, Çiçek, IŞİD'le mücadeleye hazır, Erdoğan "rahatsız"!
Yani?!
"Damdaki Eşek" Operası ve/veya Operadaki Hayalet'ten "The İmam" çıktı.
Velhasıl, savaş / terör, olmayan sandık güvenliği kapsamında şartlar ortada:
Seçimler tehir edilecek ise edecek olan Ak Saray'daki!
Şıklar ya RTE tehir eder ya da Çiçek.
Kaldı ki, ip'in uç'unda olan RTE'nin kelle'si ve/veya dünya savaş'larının, tefeciden borç alıp üzerine yatanların fıtrat'ında; İsrail / İran makas'ına sıkışıp kalmak da var!
Takas'sız çıkış yok.
No way out!
Yani?!
Ortada Sezar varsa Brütüs'ler de vardır.
Londra'da kalmayan güvenlik kapsamında, Paris üzerinden vizyon'a konulan "radikal laik kalkışma"nın hülasası budur.
Sözün özü:
AKP, Gül ve Erdoğan arasında parçalanacak değil, parçalandı!
Ayrıştı.
Pamuk ipliğine bağlı!
İktidar olma arzusu en büyük tutkal olsa da, MHP, CHP için de aynı durum sözkonusu!
Barzancılar, Apocular.
Netice:
Arap Baharı'nda, BOP'çular adına içinde yaşadığımız coğrafya'yı kan gölü'ne çeviren The Ahmet Hoca, Başbakanlık'ta!
Asıl zaman ayarlı "bomba" bu!
Devlet katı, 12 Eylül öncesinde olduğu gibi tepe'den tırnağa Kedi / Fare diye partizanca saf'laşmış ise girilen karanlık yol ortada!
Davutoğlu, Türkiye'yi parçalamaya, kan gölü'ne çevirmeye hazır.
Büyük Resim'le iç içe geçmiş "Değişkenler" ortada!
İç Gündem: Yeni Anayasa üzerinden PKK'ya, Barzan'a büyük ermeni kürt devleti bahşetmek.
Dış Gündem: IŞİD'le mücadele adı altında Suriye topraklarında Esad / davutoğlu horoz dövüşü!
Real Politik: Suriye'ye demokrasi getirmeye hazırlanan Ak haramiler, Türkiye'yi BOP'un terör üssü'ne çevirdiler. Büyükşehirler güvende değil! OHAL.
Yani?!
Enerji bazlı güvenlikli otoyol HAARP'i.
Ezcümle:
Gündem "çok değişkenli" olsa da, süreç ortada:
"Neo Saddam" Erdoğan operasyonu!
Erdoğan'ın kellesi üzerinden siyasal kürt kalkışması!
Neo Direniş?!
Neo İstiklal Harbi'nden mülhem "Neo İstiklal Mahkemeleri".
Neo Fetret Devri'nden çıkış; çok kanlı!
Soft / Hard.
"Geldikleri gibi gidiyorlar", suikast, deprem, yüzde 222.
Vs vs vs.
Nokta.
...
FİNAL SÜREÇ'i: Dünya Savaşı güncesi: Söz vermek bir, dönmek ise "ışık hızı"nda manevra kabiliyeti ve/veya Söz verenlere yaptırım uygulama güç'ünüz yoksa, söz veren Batılı güçler neden sözlerini tutsunlar, I. Dünya Savaşı'nda da söz verip tutmadılar, balık hafızalılar için belgesel ortada?!
Bilirkişi de Boru'ya "BORU" dedi!
Alarko Holding'den Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan açıklamada, İshak Alaton'un Alarko Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı'ndan istifa ettiği kaydedildi. Açıklamada, Alaton'un yerine İzzet Garih'in getirildiği belirtildi. Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevine de Vedat Aksel Alaton'un atanmalarına karar verildiği belirtildi.
Oy birliğiyle onursal başkanlık
Holding'den yapılan bir başka açıklamada da, "Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrılan Sayın İshak Alaton'a Alarko Holding Onursal Başkan statüsü verilmesine oy birliğiyle karar verilmiştir" denildi.
Hürriyet'ten "Zorunlu" bir başka açıklama
...
OKUR GÖRÜŞ
Serdar Usta
Çanakkale Savaşının ardından 1918'de Yıldırım Orduları Komutanlığını,Alman Liman Von Sanders'ten devir alan Atatürk,madalyaları ile çekilmesine izin verdiği resminin altına,
Osmanlıca Hz.Muhammed'e saygı için şunu yazdırır; 
“ Bir gaza ettik ki hoşnud eyledik peygamberi!!!” 
Bu resmin çekilişinden 5 yıl sonra,bitirilmiş bir imparatorluktan da bağımsız bir devlet çıkaracaktır.
...
nhizal
EĞER BODRUMDAKİ O İNSANLAR KÜRT OLSAYDI O ŞİKAYET EDENLER BİRDE ONLAR İÇİN KAMPANYA BAŞLATIRDI.
ÇÜNKÜ BALIK BAŞTAN KOKAR. HATTA KOKMAK YETMEZ ÇÜRÜR.
...
DURUM
Kitabın adı: Kaçın Demokrasi Geliyor
Yazarı: Banu Avar 
Remzi Kitabevi 
Beşinci baskı, Ekim 2011 
160 sayfa 
10 TL
(…)
Sayfa 74:
CIA mensubu Henry Barkey, 2 Kasım 2012’da konuşmuştu:
“Kürtlere özerklik verin, yoksa büyük kentlerde isyan çıkar!”
(…)
Sayfa 81:
Amerikan petrol şirketi Exxon, yıllar önce hazırladığı gizli raporda açıklamıştı. Fransız gazetesi Le Matin, bu raporu yayınlamıştı:
“2000 yıllarından itibaren dünya petrolünün ağırlık merkezi Arap ülkelerinden Latin Amerika, Afrika ve Türkiye gibi ülkelere kayacaktır.”
(…)
Sayfa 82:
Amerikalı uzman David Philips’in “PKK raporu”ndan:
1- Güneydoğu’yu uluslar arası şirketlere açın!
2- Fırat – Dicle’nin suyunu özel bir yönetime açın!
3- Türkiye – Irak arasındaki sınırı kaldırın!
4- Kerkük’den elinizi, çekin!
(…)
Sayfa 83:
Prof. Ergun Özbudun’un 2010’da açıkladığı “yeni anayasa” taslağında “devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü korumanın devletin amaç ve görevleri arasından çıkarılması” teklifi getiriliyordu. Profesör… “Ulus devletten eyalet sistemine geçişin önünde hiçbir engel kalmamalı” diyordu. (…) Amerikalı Türkiye uzmanı Henry Berkey, “Demokratik açılım, bu anayasa değişmeden yapılamaz” demişti.
(…)
Sayfa 84:
1922’de Amerikan Yüksek Komiseri Mark Bristol, Washington’a ilettiği raporda şu tespite yer vermişti:
“Kürdistan’daki zengin petrol yatakları nedeniyle yabancı entrikalar başlamıştır. İngiltere, Kürdistan’ı denetim altına almak için, Kürtleri Türklere karşı kullanmak isteyecektir.”
(…)
Eski ABD Başkanı Bill Clinton depremden sonra geldiği Türkiye’de, TBMM çatısı altında şu sözleri söylemişti:
“20. yüzyılın ilk 50 yılını Türkiye belirledi. 21. yüzyılın ilk 50 yılı da Türkiye’nin olacağı doğrultuda şekillenecek! Türkiye 21. yüzyılın kilit ülkesi!”
(…)
Sayfa 100:
İsrail Enerji bakanı Joseph Paritzki ne demişti:
“Musul – hayfa Boru Hatt için Suriye işgal edilmeli!”
(…)
Sayfa 104:
Alman Die Welt gazetesi gelinen durumu özetlemiştir:
“Suriye’deki kaos, Türkiye’nin mülteci kriziyle sarsılmasına yol açacaktır. Bundan daha önemlisi Suriye’de yaşanacak bir rejim değişikliğini PKK’nın gücünü artıaracak, Kürt otonom bölgesinin kurulmasını sağlayacaktır.”
(…)
Sayfa 139:
Adım 1: 
1991’de “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” kabul edildi!
Adım 2:
2003 Yaz’ında “İkiz Yasalar” kabul edildi.
Adım 3:
2006’da “Bölgesel kalkınma Ajansları” kuruldu!
(…)
...
DURUM
Kitabın adı: Fener – Rum Patrikhanesi’nin Ekümeniklik İddiası ve Heybeliada Ruhban Okulu Meselesi
Yazarı: Prof. Dr. Sibel Özel 
IQ Kültür Sanat Yayıncılık 
1. baskı, Eylül 2011 
232 sayfa 
16 TL
(…)
Arka kapak tanıtım yazısı:
19. yüzyılda İstanbul Patrikhanesi, Yunanistan, Sırbistan, Romanya ve Bulgaristan kiliseleri üzerindeki kontrolünü kendi iradesi dışında kaybetmiştir. Balkan savaşlarından sonra Osmanlı ülkesinde yaşayan Rumların çoğu kültürel lider olarak İstanbul’u değil, Atina’yı görmektedir. Yunanistan’a kalan toprak parçası Balkan savaşlarının sonunda Patrikhanenin ruhani yetkisi içinde kalsa da Patrik fiiliyatta sadece İstanbul ve Anadolu’daki Ortodokslar üzerinde etkili olmuştur. Dolayısıyla "Patrikhane ekümeniklik fırsatını kaçırmış ancak Rum kilisesi olarak kalmıştır."
"Fener Rum patrikhanesi ekümeniklik iddiasıyla bütün Ortodoksluğun merkezi olarak kabul edildiğinde patriğin ve metropolitlerin TC vatandaşı olma zorunluluğunun kaldırılması söz konusu olacaktır. Bu talep hem 1862 Rum Nizamatına hem de Türk Anayasa ve kanunlarına aykırıdır. Egemen bir devlette azınlık statüsünde bulunan bir kilisenin, bütün dünya Ortodokslarının lideri sıfatıyla hareket etmesi ve hukuk düzenini buna göre şekillendirerek ekstra territorial status talebi ne ulusal ne de uluslararası hukuka uygundur."
"Azınlıkların din özgürlüğünün ve din adamı yetiştirme özgürlüğünün engellendiği savıyla konuyu gündemde tutan ve yabancı devlet adamlarından yardım isteyen Patrikhane Heybeliada ve Ruhban Okulu’nu kendisine bağlı uluslar arası teoloji okulu olarak açmak istemektedir. Dolayısıyla talep edilen statü azınlık okulu değil, yabancıların Patrikhanenin bünyesinde teoloji eğitimi aldığı uluslararası üniversitedir. Ancak bu üniversitenin YÖK’e bağlı olmaması istenmektedir. Türkiye’de bırakın Ortodoks azınlığı çoğunluğa dahi tanınmayan bu imtiyaz Patrikhanenin ekümeniklik iddiasının belkemiğini oluşturmaktadır."
(…)
Sayfa 17:
Fener – Rum patrikhanesi “Bir Türk kurumu” olmasına rağmen, resmi, internet sitasini (www.patriarchate.org veya www.ec.patr.org) Türkçe olarak hzırlammaıştır. Sitede Yunanca, İngilizce ve İspanyolca dil seçenekleri vardır ancak Türkçe yoktur. Diğer tüm patrikhaneler bulundukları ülkenin resmi dilinde web sayfası hazırladığı halde, Fenr – rum Patrikhanesi Türkçe internet sitesi düzenlememekte, bu sitede İstanbul’un adı Constantinople olarak geçmekte ve ekümenik patrikhane sıfatı kullanılmaktadır.
(…)
Sayfa 23:
Tarihi gerçekler açıkça göstermektedir ki, İstanbul kilisesi bir havari tarafından kurulmadığı için apostolik (Hz İsa’nın havarileri tarafından kurulan kilise) değildir. İlginçtir ki, Ankara, Selanik, Efes, Antakya’nın Hıristiyanlık açısından mukaddes olma özellikleri vardır ancak İstanbul’un böyle bir özelliği yoktur. 
(…)
Sayfa 72:
İmparatorlık sınırları dışında kalan kiliseler üzerinde de hiçbir yetkisi bulunmamaktadır. Özellikle Moskova kilisesinin durumu bu açından ilginçtir. Moskova Patrikhanesi, İstanbul’un ekümenikliğini kabul etmemektedir. Buna karşılık emperyal düşünceli İstanbul patrikleri bile Moskova Kilisesi’ni kontrol etmeyi hayal dahi etmemişlerdir.
(…)
Sayfa 77:
Atatürk’ün Büyük Nutuk’unun başlangıcı da Patrikhane’nin tutumunu açıkça ortaya koymaktadır. (Nutuk 1, 1927, İstanbul 2006, sf 23 – 24)
(…)
Sayfa 84:
22 Ocak 1923’de Bursa’da, Şark Sineması’nda halka yaptığı konuşmada Atatürk, “Patrikhane’nin siyasi meselelerle iştigal etmemek üzere İstanbul’da kalabileceğini, bu şart hilafında hareketi görüldüğü takdirde, derhal sınır haricine çıkarabileceğini” söylemiştir. Atatürk, 4 Mayıs 1924’de New York Herald muhabirine verdiği demeçte de, “Hilafetle beraber Türkiye’de mevcut olan Ortodoks ve Ermeni kiliseler patrikhaneleri ile Musevi hahamhanelerinin ortadan kalkması lazımdır” demiştir. Dolayısıyla Türk Hükümeti Patrikhane’nin ihracı için uğraş vermiş ancak Hıristiyan ittifakı ile karşılaşmış ve bu isteğini gerçekleştirememiştir.
(…)
Sayfa 99:
ABD tek süper güç olarak Rusya’nın yeniden yapılanması ve güçlenmesini engelleyecek projeler geliştirmiştir. Bu amaçla ezici Rus – Ortodoks nüfusu temsil eden Moskova Patrikhanesi’ne karşı İstanbul Patrikhanesi’nin güçlendirilmesini hedeflemiştir. Dolayısıyla Lozan müzakerelerinde salt dini bir kurum olarak kabul edilen Fener patrikhanesi soğuk savaş sonrası ABD – Rusya çekişmesinde siyasal bir rol üstlenmekte ve ekümeniklik iddiası bu siyasanın gerçekleşme unsuru olarak Türkiye’ye dağıtılmaktadır. Siyasetin dini kullanması, dini inanç ve özgürlüklerin ardına sığınması bir kez daha sahneye konulmaktadır.
Patrik göreve başladığı ilk 3,5 yılda Yunan Olimpia Havayollarına ait ve üzerinde “Çift başlı Bizans bayrağı” bulunan uçakla 23 ülkeyi ziyaret etmiştir.
(…)
Sayfa 100:
Başkan Bill Clinton onu “dünyadaki tüm Hıristiyan Ortodoksların lideri” olarak tanıtmıştır. Böylelikle Patrik, ABD’ye yakın çevrelerde ve hatta Türkiye içinde beklenmedik müttefikler bulunmuştur. 4 Nisan 1996’da Fetullah Gülen’in Patrik Bartholomeos ile görüşmesinin ardından Zaman gazetesi, Aksiyon dergisi ve daha önceki yayın politikalarından farklı bir yol izlemeye başlamışlardır.
(…)
Sayfa 110:
Ortodoks inancında papa’nın yanılmazlığı ve onu “İsa’nın vekili” olduğu inancı yoktur. Katolik kilisesinin aksine Ortodoksluk dünya üzerinde etkisi olan bir din, bir kilise değildir. Ortodoks kilisesi birbirinden bağımsız, kendi kutsal meclisleri tarafından yönetilen milli kiliselerden oluşmakta ve bütün Ortodoksları bünyasinde toplayan bir merkezden yoksun bulunmaktadır. Her ne kadar Fener Patrikhanesi merkezi rol oynamaya gayret etse de Moskova Patrikhanesi de aynı amaçla hareket etmektedir. Bu itibarla Fener – Rum Patrikhanesi’nin papalık gibi uluslar arası kişilik kazanması, böyle bir tarihi geçmiş ve dini inanca sahip olmaması nedeniyle mümkün değildir.
(…)
Sayfa 200:
Başbakan Adnan Menderes’in bir talimatıyla Heybeli Ruhban Okulu’na gelecek yabancı öğrencilere istisnasız vize verilmiştir. Böylelikle okuldaki yabancı öğrenci sayısı TC vatandaşı öğrenci sayısını aşmıştır.
(…)
Sayfa 220:
Wikileaks arşivlerine göre Bartholomeos “Patrikhane eğer İstanbul’dan giderse Rus Kilisesi Ortodoks dünyanın liderliğini üstlenecek. Patrikhane’nin hem Ankara tarafından küçük düşürülmesine hem de Ruslar’ın ihtiraslarına karşı korunması gerekir” demiştir. (Hürriyet, 25 Mayıs 2011)
(…)
Sayfa 224:
TC Devleti, laik bir hukuk devleti olarak dış odaklardan gelen siyasi baskılar ne olursa olsun meseleyi hukuki zemin içinde değerlendirmeli ve sessiz kalmaktan vazgeçmelidir. 
(…) 
Bu meseleyi siyasi bir mesele olarak görmek ve “Bize kaba 24 saat içinde açarız” ya da “Açmayı düşünüyoruz” diyerek oyalama siyaseti gütmek, Türkiye’yi tarih önünde zora sokacaktır.
...
Ve...
Son olarak...
“Düşmanını ayağına getirmek istiyorsan, KAZANMA heveslerini kullan!”
“Duygularından arınmış, sakin, serinkanlı, kayıtsız savaşçı kazanır, hırslı talih avcısı değil!”
Sun Tzu
“Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.”
Al-i İmran Suresi, 54. Ayet
“Zorluklar ne kadar büyük olursa, onların altından kalkmakla erişilecek ihtişam da o derece parlak olur. Usta kaptanlar, maharetlerini ve saygınlıklarını atlatmış oldukları fırtınalarda elde etmişlerdir.”
Epiktetus
John Maynard Keynes'in dediği gibi "uzun vadede hepimiz ölmüş olacağız".
“Demokratik bir rejimde, basın yalan söylerse, rejim de ölüme mahkum olur.”
Pierre Lazareff
“Basın, hükümetin ve paranın gücüne bağımlı olmadığı zaman özgürdür”
Albert Camus
“Benim en büyük yardımcım matbuattır.”
Mustafa Kemal Atatürk
Nokta.

27 Mayıs 2015
HM