ULTRA TÜRKLER




31 Mart 2015 Salı

Ayna'daki CHP ve/veya Dersim Kemal'i genel başkan yapmışlar, Laik Türkiye'nin ip'ini çekmeye kalkışmış?!

Ayna'daki CHP ve/veya Dersim Kemal'i genel başkan yapmışlar, Laik Türkiye'nin ip'ini çekmeye kalkışmış?!

(ya da Türk'lüğün içini MHP'ye, İslam'ın içini AKP ve Gülen'e boşalttırdılar ve/veya Yeni CHP'nin güç'ü Atatürk Türkiyesi'nin ip'ini çekmeye yeter mi?!)

"Her şeyin parayla ölçüldüğü yerlerde, lükse ve ahlaksızlığa hizmet eden çok sayıda gereksiz zanaat ortaya çıkmıştır."
Thomas More
(Katkı Serdar Usta'dan)
...
DURUM
Haber şu:
CHP’li başkanın tartışma yaratan makam aracı
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Osman Gürün’ün yaklaşık 770 bin lira değerindeki 2015 model Mercedes S 350 BlueTEC makam aracı, kentte tartışma konusu oldu. CHP İl Başkanı Mürsel Alban’ın, “Makam aracı banka promosyonu ile alındı” açıklamasına, AKP İl Başkanı İhsan Küreci tepki göstererek, “Madem 1 milyon liralık promosyonunuz vardı, neden bunu personeliniz ve ihtiyaç sahibi aileler için kullanmadınız?” dedi.
“300 BİN EURO’YA ARAÇ ALINDI SÖYLEMİ YANLIŞ”
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün’ün makam aracı olarak Mercedes S 350 BlueTEC’i tercih etmesine tepkiler sürüyor.
CHP İl Başkanı Mürsel Alban, sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki paylaşımlar ile ilgili olarak, makam aracının banka promosyonu ile alındığını belirterek, “Belediye tarafından 300 bin Euro’ya araç alınmıştır söylemleri kesinlikle yanlıştır. İlgili araç belediyenin bir bankada bulunan mevduatından dolayı ilgili banka tarafından belediyemize tahsis edilmiştir. Belediyemiz yakıt masrafını karşılamaktadır. Aynı yöntem Denizli Büyükşehir Belediyesi’nde de kullanılmaktadır. Son günlerde yapılan haberlerin doğruyu yansıtmadığı kamuoyuna duyurulur” dedi.
Muğla Valisi Amir Çiçek’in de makam aracı olarak kullandığı Mercedes S350 dönemin Valisi Mustafa Temel Koçaklar’a Muğla İl Özel İdaresi İl Genel Meclisi tarafından çıkarılan bütçe ile alınmıştı.
Melih Aşık: Üyeler genelde “parti emekçileri”ne oy vermediler... Oylar kime mi yöneldi?
Gözlemleri güçlü bir dostun deyimiyle: “Partiyle çok yakın olmasalar da mesleklerinde öne çıkmış, bilgili, birikimli, kendilerini her platformda iyi temsil edeceğine inandıkları kişilere...”
Kılıçdaroğlu’na önseçime katılımın neden düşük olduğu soruldu. Kılıçdaroğlu gazetecilerin bu sorusuna şu yanıtı verdi: 
“31 Aralık 2014 tarihi itibariyle partiye üye olanlar oy kullandılar. Yılbaşından bu yana partiye üye olanlar özellikle internet ortamında üye olanlar oy kullanmadılar. Katılım yüzde 60 civarında. Küçük bir rakam değil. Önemli bir rakamdır. Neden daha yüksek bir katılım olmadı onu bizim araştırmamız lazım, ona bakacağız.”  
Düşünün genel başkan yüzde 55’in yüzde 80-90’ının oyunu alıyor. Bu üye sayısının yarısına bile denk gelmiyor. ‘Kılıçdaroğlu açık ara önde’ ifadeleri de yanıltıcı. Gerçek başka. Üyelerimiz arayışta” tespiti yaptılar. 
YORUM şu:
BOP?!
Neo Sevr.
Neo Çanakkale HAARP'i.
Enerji bazlı dünyalar savaşı.
Fark / Nüans?!
Türk'lüğün içini MHP, BBP üzerinden boşalttılar.
İslam'ın içini AKP, Gülen üzerinden.
Şimdi sırada laik'lik var!
Laik'liğin içini de yeni CHP üzerinden boşaltmak istiyorlar.
Kılıçdaroğlu CHP'sinin zaten laik'lik diye bir hassasiyeti yok!
Kocaoğlu deseniz, Gülen, PKK, Barzan marka demokrasi'den pek memnun!
Demem o ki:
Atatürk Türkiyesi'nin ip'ini yeni CHP'ye çektirmek istiyorlar.
Demem şu ki:
Laik'liğin için yeni CHP'ye boşalttırdılar, İzmir Belediyesi'nin halleri ortada!
Tekrar yersiz.
Laik olmak adam olmak demek ise soru ortada:
PKK, Barzan, Gülen, Derviş ile kol kola girilerek kazan'ılmaya çalışılan bir seçim'in galip'i kim olur?!
"AKP'liler çok götürdü biraz da biz götürelim" vücud dili içinde girilen seçim'in yek galip'i olur!
Barzan.
Büyük kürt ermeni familya!
Hasılı:
Ayna'ya kızılmaz.
Nihat Genç zaman'ında ve güzel bir uyarı yapmış.
Kimse CHP'nin "iktidar" olma hevesine "limon" sıkmıyor.
AKP'nin içtiği su'dan içip deliren CHP'lilere girdiğiniz yol, yol değildir, demenin neresi mantık'a aykırı.
Gülen'le, PKK ile Barzan'la kol kola sandık'a gidip iktidar hayali kuruluyor ise o zaman bir başka soru:
İhanet'in yarışı olur mu?!
Sarı kırmızı yeşil CHP olmaz.
Oksimoron.
Laik'liğin içini boşaltan, boşaltılmasına izin veren yeni CHP'ye "Atatürk Türkiyesi'nin ip'ini çektirmek" final süreç'inin en kanlı sahnesi.
Nokta.
... 
DURUM
Kitabın adı: Alice Harikalar Diyarında 
Yazarı: Lewis Carroll
Çeviren: Sinan Ezber
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
7. Baskı, Ocak 2009
128 sayfa
3 TL
(...)
Sayfa 10:
Sayın Hanımefendi, acaba burası Yeni Zelanda mı? Yoksa Avustralya mı?
(...)
Sayfa 18:
Bu “Çarpım Tablosu” çok karışık: Coğrafyayı deneyeyim. Londra, Paris’in başkentidir ve Paris de Roma’nın başkentidir. Roma ise ‘Hayır bunların hepsi yanlış! Bundan eminim’.”
(...)
Sayfa 26:
“İngilizce konuş” dedi Kartal Yavrusu!
(...)
Sayfa 29:
“Evde karşılaştığı bir fareye, şöyle dedi Öfke: ‘Yürü, mahkemeye gideceğiz, sana dava açacağım. Haydi, itiraz istemiyorum. Ben duruşmaya gidiyorum: Çünkü gerçekten bu sabah yapacak bir işim yok.’ Fare, ‘Jüri’nin ve yargıcın olmadığı böyle bir mahkeme nefesimizi boşa harcamak olur’, dedi Öfke’ye. Yaşlı kurnaz Öfke, ‘Jüri de yargıç da ben olacağım’, dedi: “Seni yargılayıp, ölüme mahkum edeceğim.”
(...)
Sayfa 57:
“Benim gidip Kraliçe ile yapacağım kriket maçı için hazırlanmam gerek.”
(...)
Sayfa 63:
“Biraz şarap almaz mıydınız?” diye sordu Mart Tavşanı, Alice’i rahatlatmak istercesine.
(...)
Sayfa 78:
Askerler karşılık vermedi.
(...)
Sayfa 86:
“Göründüğün gibi ol!”
...
Kitabın adı: Alice Harikalar Diyarında ve Aynadan İçeri 
Yazarı: Lewis Carroll
Çeviren: Kıymet Erzincan Kına, 2009
İthaki Yayınları
2. Baskı, Şubat 2011, İstanbul
257 sayfa
15 TL
(...)
Sayfa 175:
“Bir de Yusufçuk var!”
(…)
Sayfa 271:
“Sizce bu düşü kim gördü?”
Sözün özü:
AKP'den sonra CHP'nin MHP'nin Alice'leri Acem Barzan Harikalar Diyarında!
Ezcümle:
Uyanma zamanı.
“Yaşamı komedi sananlar, son espriyi düşünsünler.”
Seneca
Nokta.
...
FİNAL SÜREÇ'i: Neo 11 Eylül?!
ABD'de Ulusal Güvenlik Ajansı'nın (NSA) Maryland eyaletindeki merkezinin giriş kapısına araçla çarparak içeri girmeye çalışan iki kişi, güvenlik güçlerince vuruldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah saatlerinde havalimanında bir gazetecinin “Başkanlık sisteminin hükümetin seçim bildirgesine girdiği söyleniyor” cümlesi üzerine, “Ben de bizzat orada kendim de okudum, kendi kanaatlerimi de ifade ettim” diye açıklama yaptı. Anadolu Ajansı’nın da servis ettiği, muhalefetin çok sert tepki gösterdiği bu açıklamadan yaklaşık 5 saat sonra Erdoğan bir kez daha basının karşısına çıkıp şunları söyledi: “Ben AKP'nin seçim bildirgesini okudum demedim"
Türk Hava Yolları’nın İstanbul-Sao Paulo seferini yapan Boeing 777 tipi yolcu uçağı, bomba notu bulunması nedeniyle acil durum ilan etti. Alçalmaya başlayan uçak, yakıt azalttıktan sonra saat 15.30’da Kazablanka’ya indi. Geçen yıl da aynı güzergahta yine bir THY uçağı yine Kazablanka'ya acil iniş yapmıştı.
Türkiye yüz ölçümünün yüzde 42’si birinci derece deprem bölgesinde. Başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerin çoğu büyük deprem riski tehdidi altında. 1999 yılında yaşanan ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği Gölcük depreminden sonra bazı tedbirler hayata geçirildi. Bunların başında da deprem toplanma bölgeleri geliyordu. Ancak o alanlar sessiz sedasız imara açıldı. AKUT verilerine göre, 17 Ağustos depreminden sonra belirlenen 480 acil toplanma alanının 270’i imara açıldı. Afet toplanma bölgesi olarak ayrılan arazilerde dev AVM ve kuleler yükseliyor.
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Türkiye'nin DAEŞ'le savaşan koalisyona dahil olduğunu ve DAEŞ'le savaşacak askerlerin eğitimine katkı yaptığını söyledi.
ABD'de yapılan bir ankete göre, Cumhuriyetçi Parti seçmeni Demokrat Partili Başkan Obama'yı ülke için Putin ve Esad'dan daha tehlikeli görüyor.
HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan: "Ortadoğu'da şu an fiilen Suudi Arabistan, Türkiye ve İran çarpışıyor."
ZAMAN: Yeni Şafak’ın yayımladığı sahte evraklarda Türkiye Büyük Mason Mahfili ismi yer alıyor, altında 1975 yılı yazısı öne çıkartılıyor. Ancak resmî kayıtlara göre derneğin isminden Türkiye ibaresi 1973 yılında çıkartıldı. Yani o tarihte, böyle bir kurum bulunmuyordu. Hocaefendi’nin kimliğinde sadece ‘Fetullah Gülen’ yazmasına rağmen, sahte belgede ‘M. Fetullah Gülen’ ismi yer alıyor. Belgelerin sonradan hazırlandığını gösteren bir başka detay ise kâğıtların üstüne çay dökülmüş ancak kelimeler bundan etkilenmemiş.
Bir başka ayrıntı ise 15 Mart 1967 tarihine ait olduğu ileri sürülen ‘Hal Tercümesi’ başlıklı sahte evrak. “İlişikte hayatı anlatılan M.Fetullah Gülen hoca efendi yapılan mütalaalarında...” şeklinde başlayıp devam eden evrak tam bir komedi. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin 26-27’li yaşlarına gelen tarihlerde kimsenin ona karşı ‘hocaefendi’ şeklinde hitabının bulunmadığı biliniyor. Neredeyse 50 yıl önceki bir evrak parçasına bugünün diliyle yazılmış bu ibareler, düzmece haberi ve iftiraları deşifre ediyor.
İsrailli eski başbakan Olmert, rüşvetten mahkum oldu
CEM KÜÇÜK: Baransu, Opçin, 3.500 hakim ve savcı
Tuncay Opçin, Deniz Kuvvetleri’nden atılma biri. Bir ara Chronicle dergisini çıkardı. Burada ayrıca bir parantez açıp paralel yapının eski polis imamı Osman Hilmi Özdil’le Tuncay Opçin’in arasındaki yakın ilişkiye de bakmak gerekir. Ali Fuat Yılmazer-Osman Hilmi Özdil-Tuncay Opçin üçlüsü bizi çok yere götürür. 
Taha Kıvanç: MHP Lideri’nin elinde itibarlı bir kurumun yaptığı taptaze bir anket varmış. Ankette, “MHP seçime yalnız başına mı girmeli? AKP iktidarının alternatifi MHP liderliğinde geniş bir sağ ittifak olabilir mi? MHP, BBP ve SP’nin ittifak yaparak MHP çatısı altında seçime katılmasını ister misiniz? MHP-BBP-SP ittifakına oy verir misiniz?” gibi sorular yer alıyormuş...Kendilerine bu soruların yöneltildiği insanlar çok büyük bir oranda hep olumsuz cevaplar vermiş, en çok da MHP seçmenleri... “Acaba itiraz SP’ye mi, yoksa BBP’ye mi?” merakını giderecek sorular da bulunuyor ankette; hayır, hiçbir ittifaka büyük destek yok...
...
OKUR GÖRÜŞ
Umut Sarıer:
Turkuaz İsraf & Demokrasi TARP’ı?!
Yeraltı kaynakları bakımından fakir bir ülkeyiz.
Belli başlı birkaç maden dışında fosil yakıtımız yok.
Az üretip borçla bol tüketen iktidarın ise son yıllarda artan petrol, doğalgaz bulma ısrarı var.
Ağırlaşan piyasa koşullarında mevcut borç yekunu için kreditörler elle tutulur somut teminat baskısı yapıyor olmalı.
Karadeniz, Kıbrıs açıkları, Irak’ın kuzeyi, Trakya’dan bir şey çıkmayınca en son Kandil’i hedef belirlediler.
Öte yandan denizlerdeki iddiayı devam ettirmek için de milli sismik gemi Turkuaz’ı suya indirdiler.
Olmayan bir şeyin milli gemiyle bulunması imkansız olduğundan alternatif “kutuplarda ararız” senaryosunun gerçekleşmesi muhtemel.
***
Bu arada Turkuaz’ın milli sularda ne bulacağı belli oldu.
Milli insansız robot “Gelibolu” ile şehit arayacak.
Yani Türkiye’nin kaynağı yer üstünde; Türk insanı.
Türk insanının öne çıkan özelliği, vatanı için fedakarlık yapabilme kabiliyeti.
Türk vatanının altında yatan, insanının yaptığı fedakarlıklar, fedakarlık yapmış insanlar.
Bunu bulmak için gemi, robot yapmak kaynak ve zaman israfından başka bir şey değil.
Türk toplumunun modern zamanlarda sosyal ve ekonomik sorunları zirvede olsa da derinleri Gelibolu ruhu.
Gelibolu ruhu insansız robot değil ama Turkuaz gemi batık mı değil mi yakında görürüz.
Öte yandan üretmeden tüketen ekonomik modelde dünyada tekel olduğumuz işleri dahi beceremez hale geldik.
Dünya piyasasının ihtiyaç duyduğu fındık, kayısı, zeytinyağını veremeyen Türkiye orijinal işini, fonksiyonunu yerine getirmiyor.
Böyle bir ortamda enerji bakanı günde 6 saat televizyon, 3 saat internetle vakit geçiren, kitap okumayan toplumdan dert yanıyor.
Toplum düşünmeyen robota dönüşmüşse daha çok petrol mucizesi aranır.
Aralık ayında G-20’nin dönem başkanlığını büyük kutlamalarla devraldılar.
Sanki G-20 ülkelerine Yeni Türkiye yön veriyormuş gibi bir hava verildi.
Realitede G-20 ülkelerinin gelecek başkan Çin ile birlikte en fazla koruma tedbiri aldıkları ülkenin Yeni Türkiye olduğu ortaya çıktı.
Eşzamanlı olarak G-20 organizasyonu liderlerin kişisel bilgilerini korumakta başarısız oldu.
Avustralya göç bürosu bilgileri Asya’da futbol turnuvası yetkililerine göndermiş.
Neticede G-20’nin ana gündem maddesi koruma, güvenlik.
Bunların olmadığı yerde ticaretin sürdürülebilirlik düzeyi, Asya’da futbolun düzeyi kadar.
Son olarak Yeni Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı G-20 toplantısında ekonomi yönetimi, FED Başkanı Janet Yellen’in kulağını çekmişti.
Petrol duasıyla birlikte finans kapital duası.
***
Yellen başkan olmadan önce aynı mantıktaki finans kapitalci piyasa çevreleri “şahin mi güvercin mi” diye toto oynuyordu.
Neticede güvercin olduğuna, en azından şahin olmadığına kanaat getirmişlerdi.
Finansçılar, borç iştahlıları sadece para musluğuna bakarken gözden kaçırdıkları husus şuydu:
2008 sonrası TARP programıyla Amerikan devleti önce toksik varlıkları müsadere etti.
Tahvil alım programı ile bir yandan dış dünyadan “borcu yoktur” yazısı alırken içerde ayakta kalanları nakit akışıyla FED’e bağladı.
Devamında rekabet gücü, teknoloji ve savunma sanayi ile ekonomiyi ayağa kaldırdı.
Amerika’nın 2015 gündeminde ekonomi değil uluslar arası çıkarlar ve müttefiklerin iç açıcı olmayan durumu var.
Piyasada kimileri hala ısrarla para musluğu-toto oynuyor.
Bu kapsamda Amerika, Yellen üzerinden bu zihniyettekileri anladıkları dilden uyardı:
“Karşımda olursanız Haziran’dan itibaren musluğu kapatıp batırırım”.
Ya da “ne kadar finansman bulabileceğinize ne kadar eşgüdüm olduğunuza göre karar veririm”.
Haziran’da Yeni Türkiye’de seçimler var.
Öncesinde Amerika’nın kara harekatı.
Resme Arap bloğu operasyonu da eklendi.
Bu panoramada dış borç bağımlısı Yeni Türkiye, güvenliksiz sandık demokrasisiyle yeni bir finans kapital mucizesi arıyor.
Turkuaz gemiyle olmayan petrolü aramayla örtüşen abeslikte bir yaklaşım.
Yellen’de sürpriz olmadığına göre bu gidişattan yeni borç ya da yer altı kaynağı mucizesinden ziyade sağlıklı, istikrarlı “yeni demokrasi” sürprizi çıkabilir:
Demokrasi TARP’ı.
Toplumun televizyon ve internet bağımlısı olduğu genel kabul gördüğüne göre medyanın yeniden yapılanması, ilk elden başlangıç ve sürecin kaldıracı.
Seçmenin önüne konan sandık ve oy pusulasının yanında doğru yönü gösteren pusula işlevli, ihtiyaca uygun içerik ve biçimli medya, güvenlik ve huzur tabanlı demokrasinin vazgeçilmez ihtiyacı.
Ülkenin siyaset ve iş dünyasının bu doğrultuda gerçekleştireceği saflaşma, sorunların çözümünün kilit noktasını oluşturuyor.
Diğer deyişle bu sorun çözülmeden diğer sorunların çözülmesi mümkün değil.
Basit olmayan çözümün hızını, akışkanlığını, saflaşmanın doğruluğu ve çabukluğu belirleyecek.
Arzulanan netice için sözde mucizeler, çözüm olmayan çözümler yerine ortak akıl, irade, sağlam zemine yoğunlaşmak yerinde olur.
...
Ve...
Son olarak...
Kitabın adı: Son Darbe 28 Şubat
Yazar: Mehmet Ali Birand & Reyhan Yıldız
Doğan Edmont Yayıncılık
Şubat 2012, 1. Baskı
374 sayfa 
23 TL
(…)
Sayfa 312:
Dava süresince en çok hırpalanan ve tepki alanların başında ise Öcalan’ın avukatları geliyordu. 
Eren Keskin Abdullah Öcalan’ın Avukatı: “Hepimiz başka evlerde kalıyorduk, sokakta yürüyemiyorduk. ‘Bebek katilinin avukatı!’, ‘Apo’nun dişi kuşu’ gibi acayip acayip haberler çıktı, hakkımızda. Davalar falan açtım. Ama daha sonra bir yazı çıktı yayımlandı, Taha Akyol Milliyet gazetesinde belki de o süreci kurtaran bir yazı yazdı. Görüşlerimiz çok fazla aynı olmasa da minnet borçlu olduğumuzu düşünüyorum Taha Akyol’a. Çünkü, ‘Onlar avukat, niye bu kadar üstlerine gidiyorsunuz? Öcalan’ın savunma hakkı yok mu, bu nasıl bir demokrasi?’ filan gibi bir yazı yazdı. Hatta hepimizi tek tek anarak, işte Eren Keskin insan hakları savunucusu, işte Ahmet Zeki Okçuoğlu, PKK’ya muhalif bir Kürt aydını filan, bu tür bir yazı yazmıştı.”
Sözün özü:
PKK'ya sahip çıkanlar, Silivri'deki kumpas'a katalog suçlar üzerinden dahil oldu!
Apo'ya acıyanlar, Atatürk'ün askerlerine, Milyon'da 1'lere acımadı.
PKK'ya, Barzan'a kol kanat gerenler TSK'ya sahip çıkmadı!
Gülen'den korkanlar, eteklenenler, Atatürk'le aldattı.
Ezcümle: 
Silivri'deki o "katalog" şimdi birilerinin yek tek mabad'ına girecek!
Yüksek demokrasi'den yeni demokrasi'ye, güvenlik'li demokrasi'ye geçiş süreç'i.
Zalim Ni$an.
Atatürk Türkiyesi'ni kazan'lar, kendi kazdık'ları kuyu'nun mek parmak yanında!
Onlar tuzak kurdu, Allah da tuzak kurdu.
RAP... RAP... RAP...
İbret'lik final sahnesi.
Nokta.

31 Mart 2015
Hayrullah Mahmud