ULTRA TÜRKLER




15 Eylül 2014 Pazartesi

(IŞİD) Peşrev "after" Acem'aşiran?!

(IŞİD) Peşrev "after" Acem'aşiran?!

(ya da neo Akit'ten kampanya: Kurban Bayramı'na özel indirim; "Kemik Testeresi" ve/veya "Omlet" yapmanın en temel kural'ı?!

“Durup dururken gerçeğin tamamı söylenmemelidir. Çünkü aslolan gerçeğin nasıl bilinmesinin istendiğidir.”  
Erasmus of Rotterdam (1466 – 1536)
...
JEOSTRATEJİK METEO?!
TC Atilla Kamer:
307 YILDIR BAĞIMSIZLIK İÇİN BEKLEYEN İSKOÇLAR REFARANDUMA GİTMEDEN ÖNCE İNGİLTERE’DEN AYRILMAYI BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜRLERLER Mİ ACABA???? BİR İNGİLİZ BİR İSKOÇYALI’NIN KAFASINI KESERSE İŞİD KİMİN YA DA KİMLERİN TAŞERONU OLUR????DAHA ÖNCE DE İKİ ABD'Lİ GAZETECİYİ ÖLDÜREN IRAK ŞAM İSLAM DEVLETİ (IŞİD) ÖRGÜTÜ, SURİYE'DE KAÇIRDIĞI İNGİLİZ YARDIM GÖREVLİSİ DAVİD CAWTHORNE HAİNES'İ BAŞINI KESEREK KATLETTİ.’’ İSKOÇYA'NIN PERTH KENTİNDE DOĞAN 44 YAŞINDAKİ HAİNES, İKİ ÇOCUK BABASIYDI.’’
 ESAD’IN SAĞ KOLU BUSEYNA ŞABAN, ABD’NİN IŞİD’E KARŞI MÜDAHALEDE SURİYE İLE İŞBİRLİĞİ YAPMAMASI HALİNDE, ÜLKESİNİN HAVA SAHASINA GİREN ABD UÇAKLARINI DÜŞÜRECEĞİ TEHDİDİNDE BULUNDU.!!!
AZERBAYCAN ORDUSU, TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ'NİN DE (TSK) KATILIMIYLA GENİŞ ÇAPLI ASKERİ TATBİKAT GERÇEKLEŞTİRİYOR. AZERBAYCAN'DAKİ ASKERİ TATBİKAT 20 EYLÜL'E KADAR DEVAM EDECEK.
ERMENİSTAN UZUN MENZİLLİ FÜZE SATIN ALACAK!!! UZUN MENZİLLİ FÜZE HANGİ ÜLKE İÇİN !!!
İSRAİL HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI AMİR ESHEL, ‘’BİZ YARIN SAVAŞ UÇAKLARIMIZI TAHRAN’A GÖNDERMEK ZORUNDA KALABİLİRİZ’’
NEW YORK TİMES'DA YER ALAN HABERE GÖRE OBAMA, ÜLKESİNİ TEHDİT EDEN BESİNE ŞABAN'A ŞÖYLE YANIT VERDİ:
''EĞER ESED YÖNETİMİ SURİYE HAVA SAHASINA GİREN ABD UÇAKLARINI VURMASI İÇİN ORDUYA EMİR VERİRSE, BİZ DE SURİYE HAVA SAVUNMA SİSTEMİNİ YOK EDERİZ. BU BİZİM İÇİN IŞİD'İ VURMAKTAN DAHA KOLAY OLUR'' DEDİ.
1914-2014=100 YIL SONRA BAŞKA COĞRAFYALARDA SYKES-PİCOT ÇİZGİLERİYLE BÖLEN-PARÇALAYAN VE YUTAN İNGİLTERE BÖLÜNÜYOR!!!! KRALİÇE'DEN İSKOÇYA REFARANDUMU YORUMU: ''İSKOÇYA HALKI OY VEMEDEN ÖNCE İYİ DÜŞÜNMELİ'' !!!( İŞİD 'İN KAFA KESME GÖRÜNTÜLERİNİ GÖZLERİNİN ÖNÜNE İYİ GETİRSİNLER)!!!
...
Kitabın adı: Diplomasi 
Yazarı: Henry Kissinger Çeviri: İbrahim H. Kurt
Türkiye İş Bankası yayınları 10. Baskı, Şubat 2011
870 sayfa
24 TL
(…)
Sayfa 20:
“Entelektüeller, ulusların sistemlerin çalışmasını analiz ederler; devlet adamları ise bu sistemleri kuran kişilerdir. Bir analistin bakış açısı ile bir devlet adamının bakış açısı arasında büyük farklılık vardır. Analist hangi sorunu inceleyeceğini kendisi seçebilir, devlet adamı ise sorunları önünde bulur. Analist açık bir sonuca varmak için ne kadar zaman gerekiyorsa o kadar zaman kullanabilir; devlet adamı için asıl sorun zamanın darlığıdır. Analist üzerine risk almaz. Vardığı sonuçlar yanlış çıkarsa, başka bir inceleme yazabilir. Devlet adamı ise bir tek tahmin yapma hakkına sahiptir; yaptığı yanlışlardan geri dönüş yoktur. Analistin elinde bütün bilgiler vardır ve bunlar analistin entelektüel gücüne göre değerlendirilir. Devlet adamı ise doğruluğu henüz kanıtlanmamış tahminlere göre karar verir, kaçınılmaz değişimi ne derece akıllıca yönlendirdiğine ve her şeyden önce barışı ne kadar iyi koruduğuna göre tarih tarafından değerlendirilir. İşte bu yüzden devlet adamlarının dünya düzeni sorunu ile ne kadar başarılı veya başarısız bir şekilde ilgilendiklerini araştırmak, çağdaş diplomasiyi anlamanın sonu değil, belki de başlangıcıdır.”
(…)
Sayfa 37:
Roosevelt, bir dostuna şöyle yazdı:
“Kan ve demir politikası ile süt ve su politikası arasında bir seçim yapmak gerekirse, kan ve demir politikasından yanayım. Bu politika, yalnız ulus için değil, uzun vadede dünya için de daha iyidir.” 
(…)
Sayfa 69:
Güç dengesi, uluslararası düzeni yıkma kapasitesini sınırlar; paylaşılan değerler üzerindeki anlaşma ise uluslararası düzeni yıkma arzusunu durdurur. Hukuka dayanmayan güç, kuvvet gösterilerine neden olur; güçten yoksun hukuk da boş kabadayılıktan ileri gidemez. 
(…)
Sayfa 117:
“Coup de grace” yani “Acıya son vermek için indirilen öldürücü darbe”!
(…)
Sayfa 129:
Bismarck’ın dostu von Roon, onun hakkında “Kimse bedelini ödemeden ölümsüzlük ağacından meyve yiyemez” diye yazdı. Napolyon’un trajedisi, ihtiraslarını, yeteneklerini aşmış olmasıydı; Bismarck’ın trajedisi ise onun yeteneklerinin, toplumun onları massetme kabiliyetini aşmasıydı. Napolyon’un Fransa’ya bıraktığı miras stratejik felaketti; Bismarck’ın mirası ise özümsenemeyen büyüklüktür. 
(…)
Sayfa 134:
Paradoksal olarak şu da bir gerçektir ki, son iki yüzyıl içinde, Avrupa güç dengesi birkaç defa Rus çabaları ve kahramanlığı ile korunmuştur. Rusya olmasa idi, Napolyon ve Hitler hemen hemen kesin olarak evrensel imparatorluklarını kurmayı başarmış olacaklardı. İki ters yöne aynı anda bakan iki yüzü olan ilah Janus gibi Rusya, aynı anda, hem güç dengesine bir tehdit oluşturma, hem de onun kilit durumundaki bir unsuru olan, denge için şart bir devlet olmuştur, fakat güç dengesinin yalnızca dış dünya tarafından kendine empoze edilen limitleri kabul etmiş, fakat bunu da dişlerini gıcırdatarak yapmıştır. 
(…)
Sayfa 162:
Bölüm Yedi
Politik Kıyamet Günü Makinesi
Birinci Dünya Savaşı’ndan önce “Avrupa Diplomasisi”!
(…)
Sayfa 195:
Bölüm Sekiz
Girdaba Doğru:
Askeri Kıyamet Günü Makinesi
(…)
Sayfa 196:
Bu “Kıyamet Günü” süreci, “casus belli”yi etkili bir şekilde politik kontrolden çıkardı. Her kriz, seferberlik kararı şeklinde, bir savaşa doğru hızlanma mekanizması taşıyordu ve her savaşın genel bir savaş olacağı da kesindi. 
(…)
Sayfa 239:
Harold Nicolson durumu şöyle özetledi: “Biz Paris’e, yeni düzenin kurulacağı inancıyla geldik; ayrılırken gördük ki, yeni düzen eski düzeni kirletmekten başka bir şey yapmamıştır.” 
(…)
Sayfa 244:
Fransa’nın muzaffer başkumandanı Mareşal Ferdinand Foch, Versay Anlaşması hakkındaki sözlerinde haklı idi. “Bu bir barış değildir, olsa olsa yirmi yıllık bir ateşkestir.”
(…)
Sayfa 255:
Öyleyse bir “Modus Vivendi / Geçici Anlaşma” bulunmalıdır! 
(…)
Sayfa 258:
Mesaj Alman görüşmeci Rathenau’ya, Sovyet – Alman anlaşmasını imzalamak üzere tam evden çıkarken ulaştı. Rathenau bir an tereddüt etti ve “Levin est tire, il faut le boire / Şarap bardağa dökülmüştür, içmek gerek” dedi. 
(…)
Sayfa 277:
Fakat Almanca’da “ruh” kelimesi “Hayalet” anlamına da gelir ve on yılın sonunda miliyetçi çevrelerde Locarno “hayaleti” hakkında espri yapmak da moda olmuştu. 
(…)
Sayfa 288:
Goebbels, Nisan 1940’ta Naziler’in Norveç’i işgal etmesinin arifesinde gizli bir brifingde şöyle diyordu:  “Şimdiye kadar, Almanya’nın gerçek hedeflerinin ne olduğu hususunda düşmanlarımızı karanlıkta bırakmayı başardık. 1932’den önce, iç düşmanlarımız da, nereye gittiğimizi veya hukuka bağlılık yeminimizin sadece bir aldatmaca olduğunu anlayamadılar. Bize engel olabilirlerdi. 1925’te birkaçımızı tutuklayabilirlerdi ve bu işin sonu olurdu. Hayır, onlar bizim tehlikeli bölgeye girmemize izin verdiler. Dış politikada da aynen böyle oldu.” 
(…)
Sayfa 398:
Roosevelt, Emerson’dan alıntı yaparak yaklaşımını şöyle açıkladı: “Bir dost edinmek için tek yol, dost olmaktır.” 
(…)
Sayfa 577:
XIX. yüzyılda, bir Fransız diplomat İngiliz Başbakanı Palmerston’a, Fransa’nın Palmerston’un gömleğinin manşetinden diplomatik kart çıkarmasına alışık olduğunu söyleyince (kağıt oyununda hile yapmak anlamında) cesur İngiliz, “Kartları oraya Tanrı koydu” demişti. Yine de Büyük Britanya, ulusal egoizmini öyle bir ılımlılık sezgisi ile uygulamaya koymuştur ki, bunun herkesin iyiliğine olduğu zannı, sık sık doğrulanmıştır. 
(…)
Sayfa 620:
Eisenhower başkanlığı bırakmaya hazırlanırken, en çok düşündüğü şey Laos’tu. Waging Peace’de bu ülkeyi “Domino Teorisi”nin en önemli noktası olarak tanımlıyordu:
“… Laoss’un komünistlerin eline düşmesi, domino taşlarının düşmesi gibi, bunu ülkelerin izleyeceği anlamına gelir ki, bu ülkeler, halen hür olan komşuları Kamboçya, Güney Vietnam ve büyük bir olasılıkla Tayland ve Burma’dır.” Böyle bir olaylar zinciri, bütün Güneydoğu Asya’nın komünistlerin eline geçmesine yol açacaktır. 
(…)
Sayfa 704:
Lin Piao, Mao’nun 1965’te gazeteci Edgar Snow’a söylediği sözü de doğruladı: “Çin’in kendi sınırları dışında birliği yoktur ve topraklarına saldırılmadıkça kimseyle savaşmaya niyetli değildir.” 
(…)
Sayfa 772:
Ekim 1989’da Gorbaçov, Finlandiya’ya yaptığı bir ziyaret sırasında Brejnev Doktrini’ni açık bir şekilde terk etti. Sözcüsü Gerasimov basına espri yaparak, Moskova’nın Doğu Avrupa’da “Sinatra Doktrini”ni kabul ettiğini söyledi. Biliyorsunuz Frank Sinatra’nın bir şarkısı vardır: “I did it my way / Kendi bildiğim gibi yaptım (Bu benim kendi yolum)”… 
(…)
Sayfa 811:
Bir İspanyol atasözünde denildiği gibi, “Hey yolcu, yollar yapılmaz. Yollar yürüyerek oluşturulur.”
...
Kitabın adı: Kaçın Demokrasi Geliyor
Yazarı: Banu Avar 
Remzi Kitabevi 
Beşinci baskı, Ekim 2011 
160 sayfa 
10 TL
(…)
Sayfa 74:
CIA mensubu Henry Barkey, 2 Kasım 2012’da konuşmuştu:
“Kürtlere özerklik verin, yoksa büyük kentlerde isyan çıkar!”
(…)
Sayfa 81:
Amerikan petrol şirketi Exxon, yıllar önce hazırladığı gizli raporda açıklamıştı. Fransız gazetesi Le Matin, bu raporu yayınlamıştı:
“2000 yıllarından itibaren dünya petrolünün ağırlık merkezi Arap ülkelerinden Latin Amerika, Afrika ve Türkiye gibi ülkelere kayacaktır.”
(…)
Sayfa 82:
Amerikalı uzman David Philips’in “PKK raporu”ndan:
1- Güneydoğu’yu uluslararası şirketlere açın!
2- Fırat – Dicle’nin suyunu özel bir yönetime açın!
3- Türkiye – Irak arasındaki sınırı kaldırın!
4- Kerkük’den elinizi, çekin!
(…)
Sayfa 83:
Prof. Ergun Özbudun’un 2010’da açıkladığı “yeni anayasa” taslağında “devletin ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü korumanın devletin amaç ve görevleri arasından çıkarılması” teklifi getiriliyordu. Profesör… “Ulus devletten eyalet sistemine geçişin önünde hiçbir engel kalmamalı” diyordu. (…) Amerikalı Türkiye uzmanı Henry Berkey, “Demokratik açılım, bu anayasa değişmeden yapılamaz” demişti.
(…)
Sayfa 84:
1922’de Amerikan Yüksek Komiseri Mark Bristol, Washington’a ilettiği raporda şu tespite yer vermişti:
“Kürdistan’daki zengin petrol yatakları nedeniyle yabancı entrikalar başlamıştır. İngiltere, Kürdistan’ı denetim altına almak için, Kürtleri Türklere karşı kullanmak isteyecektir.”
(…)
Eski ABD Başkanı Bill Clinton depremden sonra geldiği Türkiye’de, TBMM çatısı altında şu sözleri söylemişti:
“20. yüzyılın ilk 50 yılını Türkiye belirledi. 21. yüzyılın ilk 50 yılı da Türkiye’nin olacağı doğrultuda şekillenecek! Türkiye 21. yüzyılın kilit ülkesi!”
(…)
Sayfa 100:
İsrail Enerji bakanı Joseph Paritzki ne demişti:
“Musul – hayfa Boru Hattı için Suriye işgal edilmeli!”
(…)
Sayfa 104:
Alman Die Welt gazetesi gelinen durumu özetlemiştir:
“Suriye’deki kaos, Türkiye’nin mülteci kriziyle sarsılmasına yol açacaktır. Bundan daha önemlisi Suriye’de yaşanacak bir rejim değişikliğini PKK’nın gücünü artıracak, Kürt otonom bölgesinin kurulmasını sağlayacaktır.”
(…)
Sayfa 139:
Adım 1: 
1991’de “Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı” kabul edildi!
Adım 2:
2003 Yaz’ında “İkiz Yasalar” kabul edildi.
Adım 3:
2006’da “Bölgesel kalkınma Ajansları” kuruldu!
...
Kitabın adı: BAŞIMIZA ÇUVAL GEÇİRENLER
Yazarı: Prof. Dr. Mahir Kaynak
Truva Yayınları, 2006
1. Baskı Ocak 2006
12,50 TL
256 sayfa
(…)
Sayfa 9:
Neo Con’lar, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde yapacakları operasyonlarda, Türkiye’yi yanlarına alarak İslam karşıtı görüşünden kurtulmak istiyorlar.
(…)
Sayfa 21:
Yugoslavya din destekli etnik bir farklılaşma sonucu tarih sahnesinden çekildi. Kuzey ve Güney Kore’yi ayıran sebep ise bunların hiçbirine benzemiyor. Dünya üzerindeki güç dengeleri fotokopi cihazından çıkmış kadar birbirine benzeyen insanlardan oluşan bir halkı iki devlete ayırdı ve birbirlerinin amansız düşmanı haline soktu.
(…)
Sayfa 22:
Yeni bir devlet ve ulus tanımına ihtiyacımız var.
(…)
Sayfa 22:
Rusya tehditlere karşı koyabilecek güçte olduğunu ilan etmektedir.
(…)
Sayfa 23:
İslam coğrafyası ameliyat masasına yatırılan bir hastaya dönüştürülecek, tepkisiz ve güçsüz bu vücut yeniden şekillendirilecektir.
(…)
Sayfa 24:
Mesela bir ulusu “geleceğe ait tasavvurları aynı olan ve birlikte yaşama iradesine sahip insanlar” olarak tarif edebilir miyiz?
(…)
Sayfa 26:
ABD’nin dünyadaki petrol kaynaklarını kontrol etmek istediğini de kabul edemem.
(…)
Sayfa 27:
Türkiye’nin Irak’a asker göndermesi gerekiyor. Ama burada istikrar sağlayabileceğimizi ve böylece süregelen kaosu engelleyebileceğimizi zannetmek aşırı bir iyimserlik olur. Tavrımız iyiyi değil daha az kötüyü seçmekten ibarettir. Çünkü alternatifimiz ciddi bir ekonomik bunalımdır ve bunun ülkeye vereceği zarar daha büyük olur.
(…)
Sayfa 29:
Türkiye’nin geleceği geçmişiyle tanımlanmaktadır. Yani ülke hakkında düşünenler, yeni hiçbir model ileri sürmeden, geçmişin ihyası veya koruması peşindeler. Bazıları Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına atıf yaparak, bu çerçeveden her sapmanın ülkeyi yok edeceğini savunmakta, daha ileri giderek farklı olan her şeyi ihanet telakki etmektedir. İslamcı kesim, somut projeler yerine, İslam’a dönüşüm gerekli ve yeterli olacağı iddiasındalar. Herkes, aralarındaki büyük zaman farkına rağmen, geçmişin korunması gerektiğinde hemfikir.
(…)
Sayfa 29:
1923’te kurulan denge, o günün şartlarını yansıtmaktadır ve bugün hiçbir anlamı kalmamıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın galibi olan İngiltere’nin biçimlendirdiği yapı İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Avrupa’da değişti. Bölgemizde egemenlerde değişiklikler olmasına rağmen sınırlar eskisi gibi kaldı.
(…)
Sayfa 47:
“Sana piyangodan para çıkmadığı için bilmiyor olabilirsin. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları aslında birer çekilişti ve bu prenslere en büyük ikramiye çıktı. Onlar da bunları kullanıyorlar.”
(…)
Sayfa 63:
Kahraman, lider bir ülkenin varlığının teminatıdır.
(…)
Sayfa 65:
Halk kendi şarkısını söylemez. Duyduğunuz ses yönetenlerin sözlerinin bir yankısıdır. Sözleriniz yankılanacak dağın doğasına uygun olmalıdır ve bu ses sizin sesiniz olmalıdır.
(…)
Sayfa 71:
Mesela, SSCB’nin dağılmasında ve Rusya’nın dünya üzerindeki yeni konumunun belirlenmesinde Rus gizli servisinin başrolü oynadığı, değişimin onlar tarafından planlandığı söylenebilir.
(…)
Sayfa 84:
Benim analiz metodumun farklı olduğunu ve etkileri değil, tepkileri incelediğimi tekrarlar dururum.
(…)
Sayfa 90:
Adam önünü görmüyordu, çünkü bakmıyordu. Hep gelecekle ilgilendi. “Göklerde sitare arayan turfa müneccim, gafletle görmez kuyuyu rehgüzerinde” sözü sanki onun için söylenmişti.
(…)
Sayfa 95:
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ın İsrail karşıtı sözleri ilk bakışta anlamsız gözüküyor ve İsrail’in tümüyle Avrupa’ya taşınması gibi imkansız çözümler ileri sürüyor. Bu sözler, bir projeden çok, bir tavır olarak anlaşılmalı ve önümüzdeki dönemin taraflarını belirlemek için kullanılan sloganlar olarak kabul edilmelidir. İsrail’e bu ölçüde sert bir tavır alan İran’ın, onu destekleyen ya da onun tarafından desteklenen ülke ve gruplara karşı anlayış göstermesi beklenemez ve asıl hedef Kuzey Irak’taki Kürt oluşumudur. Bu tavır, Kürtler’in İsrail’le ilişkilerini kesmek amacını taşımakta, aksi halde olumsuz bir tavır sergileneceği ifade edilmektedir. Buna karşılık ABD ve İsrail kanadı nükleer silah yaptığı iddiasıyla İran üzerinde baskı uygulamaktadır.
(…)
Sayfa 97:
Yetimhanedeki çocuklar gibiyiz. Var olduğumuzu, unutmadığımızı başımızın okşanmasıyla anlıyoruz. İsteklerimiz, çikolata ve oyuncaktan öteye gitmiyor.
(…)
Sayfa 114:
Yabancı servislerin rolü olduğu söylenen birçok gözden düşürme ve itibarsız kılma operasyonu da devletin ilgisini çekmemiştir. CHP, böyle bir operasyon karşısında devletin ilgili kurumlarına haber vermekle yetinmeli ve operasyonun durdurulması onların işi olmalıydı.
(…)
Sayfa 116:
Herhangi bir Avrupa ülkesi bölünme, dağılma, yok olma endişesi taşımazken Türkiye neden diken üzerinde oturuyor?!
(…)
Sayfa 117:
Adalet ve Kalkınma Partisi içerde “derin devlet” adıyla sembolleştirdiğimiz güçlerle ihtilaflı! Hatta başbakan bu partinin iktidara gelmesinin bir rejim sorunu haline gelebileceğini açıkça ifade ediyor. Parti güvenceyi dışarda arıyor. 1980 darbesi sonrasında da aynı durumu gözlemleyebiliyoruz. Turgut Özal partisini kurmak için dış desteklerden yararlanıyor. İşin ilginç yanı “derin devlet” dışarıyla ihtilaf halinde değil. Hatta her ikisini destekleyen dış dinamikler tamamen aynı.
(…)
Sayfa 133:
Eğer Ofer’in özelleştirmedeki rolünü irdelerseniz alacağınız cevap hazır!
(…)
Sayfa 136:
Ulusalcıların “ülke elden gidiyor” demelerine de büyük bir katılım yok ana hiç kimse yönetimin işleri doğru yürüttüğünden emin değil. Heyecan yerini giderek sessiz bir tedirginliğe bırakıyor.
(…)
Sayfa 142:
Türkiye’deki kamplaşmanın geçmiştekine benzemediği ve ayrışmanın ulusalcılarla küreselcilerin iddialarıyla oluştuğu gözleniyor.
(…)
Sayfa 150:
Kemal Derviş ekonomiyi yeniden dengeye getirmekten çok bu inanç sisteminin misyoneri gibi davranmıştır.
(…)
Sayfa 162:
Türkiye’deki tüm darbeleri sahayı iyi gören yerlerden seyrettim.
(…)
Sayfa 175:
İsmet İnönü beğenilen bir politikacı değildi ama güvenilirliğinden şüphe edilmezdi. Onun varlığı bir teminat olarak bir kenarda tutulur ve halk daha rahat yaşamayı vadeden partilere yönelirdi. Menderes ailesi en zor gününde, onun desteğini almaya çalışmıştı. Bu onun, siyasi yönünün dışında, güvenilir olduğunun bir işaretiydi ve yardım edememesi kötülüğüne değil çaresizliğine bağlanmışlardı. Zaten “sizi ben bile kurtaramam” derken kendini aşan güçlerin olduğunu itiraf ediyor ve zayıflığını itiraf etmeyi güvenilmez olmaya tercih ediyordu.
(…)
Sayfa 177:
Bugün ülkemizin en aymaz takımı para hırsına teslim olanlardır ve çaldıklarını yiyebilecekleri bile şüphelidir. Ama bu kişilerin verdikleri en büyük zarar kendilerini ve temsil ettikleri düşünülen grupları işbirliğine değer olmaktan çıkarmalarıdır. Bu bir ahlak sorunu olmaktan çıkmış ülkenin geleceğini etkiler hale gelmiştir.
(…)
Sayfa 178:
Bu nedenle, (Hilmi) Özkök’ü bir alternatif olmaktan çıkarmak isteyenlerin onu destekler görünen ve süresinin uzatılmasını teklif edenler olduğunu düşünüyorum.
(…)
Sayfa 179:
Orhan Pamuk olayı bir sorunu çözmek yerine nasıl yüzümüze gözümüze bulaştırdığımızı gösteriyor. Eğer, Pamuk’un sözleri, söylenen birçok şeyin arasına karışsa ve mahkeme aşamasına gelseydi, dünyanın ilgisini çekmezdi ama biz aşağılandığımızı düşünüp bunun karşılıksız kalmaması gerektiğine karar verdik.
(…)
Sayfa 183:
Biz, Birinci Dünya Savaşı’nda, yenilenlerden biri değildik. Yenilen Osmanlı’ydı ve bu yenilgi bizi ilgilendirmiyordu. Biz kazananlardan biriydik. Üstelik, zaferimizi destekleyecek bir altyapımız, ekonomik gücümüz de yoktu. Savaş, sadece bir ruhla ve önderlikle kazanılmıştı.
(…)
Sayfa 193:
Gerçekte ABD, Kürt devleti için değil Kürt kimliği için uğraş vermektedir. Bu kimlik Irak’ta bölünmenin, İran’a müdahalenin gerekçesi olacaktır. Türkiye için Kürtler, bu aşamada sadece bir tehdit ve kontrol aracı olarak düşünülmektedir.
(…)
Sayfa 197:
Bunun yanında egemen gücün kim olduğu da stratejik önemi etkiler. Mesela, Boğazlar, Avrupa egemen güç, Rusya karşıt güç olduğu zaman stratejik açıdan çok önemliyken, ABD’nin egemen güç olduğu dönemlerde bu önem azalır.
(…)
Sayfa 217:
Terör örgütü İran, Suriye, Kuzey Irak’taki Kürt oluşumuyla çatışma halindeyken ve ABD terör örgütü ilan edip tedbir almayı düşünürken neden kendi ölüm fermanı anlamına gelecek olan bir yola saptı ve Türkiye ile çatışmaya girişti? Aklı olan biri bunu yapar mı?
(…)
Sayfa 229:
Bugün görünenin aksine, Rusya ile Çin yakınlaşması yerine, Alman – Fransız ekseninin Rusya’yla yakınlaşması beklenir.
(…)
Sayfa 233:
Mesela ABD’deki demokratlarla Rusya’daki Yeltsin ekibini bir taraf, Bush ve Putin ekibini diğer taraf olarak tanımlarsam çok mu uçuk bulursunuz?
(…)
Sayfa 233:
Yeni devlet anlayışı birbirine benzer insanların oluşturduğu ulus temeline dayanmayacak, yani halk devleti değil devlet halkı tanımlayacaktır.
(…)
Sayfa 245:
Oysa, ordu “güç”ü, istihbarat ve siyaset “akıl”ı temsil eder.
...
VAZİYET
Papa: Üçüncü Dünya Savaşı başlamış olabilir
Papa Fracesco dünyanın farklı bölgelerinde parça parça devam eden insanlığa karşı suçların, katliamların ve çatışmaların 'Üçüncü Dünya Savaşı'nın ilk aşamaları' olabileceğini söyledi
(...)
Yeni Akit'te bir ilan:
Kurban Bayramı'na özel indirim: Kemik Testeresi
(...)
HENRY KİSSİNGER: İRAN, IŞİD’DEN DAHA BÜYÜK SORUN
(...)
Sırbistan'ı 129-92 yenen ABD Dünya Kupası şampiyonu
ABD'nin bütün maçlarını kazanarak şampiyon olduğu FIBA Dünya Kupası'nda final maçına damga vuran Kyrie Irving, turnuvanın en değerli oyuncusu seçildi
(...)
İskoçya'daki referandum Türkiye'de yapılsa sonuç ne olur
(...)
İngiliz medya kuruluşu Sky News'in haberine göre İskoçya'da bulunan 2. Elizabeth'in kilise ziyareti çıkışında yakınındaki birine, "Umuyorum ki halk geleceği konusunda çok dikkatli düşünecektir" dedi.
(...)
Erdoğan: Suriye ve Irak'taki son gelişmelerde de, NATO zirvesinde Obama ile de bu görüşmeleri yaptık. Burada atacağımız adımlarda insani yardım konusunda, yalan yanlış haberleri paylaşmamız mümkün değil. Özellikle bazı yazılı ve görsel medyadaki yayınlar tamamen hilaf-ı hakikattir. Türkiye'nin teröre karşı tutumu bellidir, bundan taviz vermesi de mümkün değildir. 
(...)
Halk festivalinde silah sesleri
Sarıgazi'de 9'uncusu düzenlenen Halk Festivali'ne polis müdahale etti.
(...)
IŞİD’ın bombaları Nusaybin’e düştü
Suriye'nin Kamışlı kentine bağlı Tılhamis köyünde IŞİD ile YPG güçleri arasındaki çatışmalar sırasında atılan bombalar Mardin'in Nusaybin kırsalına düştü.
(...)
Burhan Kuzu, 'Başkanlık modeline geçilmeden sıkıntılar bizmez' dedi: Parlamenter sistem halkın oylarıyla seçilmiş cumhurbaşkanını zorlar.
(...)
Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf Karadavi, 'Irak Şam İslam Devleti'ne karşı savaşmak için ABD ile koalisyon yapılmasını reddediyorum' dedi. Karadavi, sosyal paylaşım sitesi Twitter'dan yaptığı açıklamada "Ben, fikir ve yöntemde IŞİD'den tamamen farklı düşünüyorum, ancak onlara karşı İslami değerler için değil kendi çıkarları için hareket eden ABD'nin savaşmasını kabul etmiyorum" İfadelerini kullandı.
(...)
Yazar Elif Şafak, bitkisel hayattan çıktı. 14 yıl sonra et yemeye başladı. Beyinle poz verip bunu kanıtladı. Sosyal medya ise yorumlarla yıkıldı: Tabii yani 14 yıldır Mevlana'nın ekmeğini yiyordu!
(...)
Düşünce kuruluşu Chatham House’un İstanbul toplantısında konuşan Suzan Sabancı Dinçer, son 1.5 yılda yaşananların ülke itibarını zedelediğini söyledi. Yatırımcıya güven verilmesi gerektiğini belirten Dinçer, ülke içinde ve dışında hukuk sisteminin sorgulanmaya başladığını kaydetti
(...)
Ya­şar Ya­kış: Türkiye, Ortadoğu’yu Batılılar’dan az tanıyor
Şim­di, bu­nu de­ğiş­ti­ri­yo­ru­z’ de­me­si ge­re­kir­di. Bu bir er­dem­dir. Öte­ki ül­ke­ler ya­pı­yor, biz de ya­pa­bi­li­riz. Bu­nu yap­mak­ta Tür­ki­ye ya­vaş dav­ran­dı. Ben­zer bir de­ğer­len­dir­me Mı­sır için de ya­pı­la­bi­lir. Bü­tün bun­la­rın so­nucun­da Tür­ki­ye, 2014 yı­lın­da Or­ta­do­ğu­’nun ge­le­ce­ği­nin oluş­tu­ğu bu or­tam­da dört baş­kent­te bü­yü­kel­çi­si ol­ma­yan bir ül­ke ha­li­ne gel­di.”
(...)
Tayyip Erdoğan, Beylerbeyi Sarayı’ndaki ofisinde seçilmiş medya yayın yönetmenleri ve köşe yazarlarıyla özel görüşme yaptı. Yaklaşık 3 saat süren basına kapalı(!) toplantıda Erdoğan, seçimlerde verdikleri destek için teşekkür etti.
(...)
ABD’nin önemli gazetelerinden New York Times Gazetesi, IŞİD’in karaborsa petrol gelirinden yararlanan çok sayıda Türk’ün arasında Hükümet yetkililerinin de olabileceğini öne sürdü.
(...)
Genelkurmay Başkanlığı, Yunanistan'a ait iki F-16 uçağının Türk hava sahasını ihlal ettiğini açıkladı.
(...)
10 Ağustos seçiminden bir ay sonra ANAR’ın yaptığı ankette Cumhurbaşkanı Erdoğan’a halk desteğinin yüzde 66 olduğu ortaya çıktı. Bugün seçim yapılması durumunda da AK Parti yüzde 51.7 ile yine tek başına iktidar. 
(...)
(Pazarlık devam ediyor. HM)
Almanya’nın Türkiye’yi dinlediği iddialarını da içeren yaklaşık 200 gizli belgeyi ABD’ye vermekle suçlanan Alman gizli servis çalışanı Markus R.’ye ait dizüstü bilgisayarın şifresinin yaklaşık üç aydır çözülemediği, şüphelinin Amerikalılara bilinenden daha fazla bilgi ve belge aktarmış olabileceği iddia edildi.
(...)
Bolu'da TEM Otoyolu'nda motor bölümünü alev alıp yanan yolcu otobüsünde bulunan 51 yolcu ölümden döndü.
(...)
Erdoğan partiler üstüdür muhatap benim
Başbakan Prof. Ahmet Davutoğlu, önceki akşam İstanbul’da bazı gazetelerin genel yayın yönetmenleri ile bir araya geldi. Davutoğlu, açıklamaları sırasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı siyasi tartışmanın parçası haline getirmek istemediğini belirterek, “O partiler üstü bir kimliğe sahip” dedi. Ülkedeki kutuplaşmadan CHP ve MHP’yi sorumlu tutan Davutoğlu, yumuşama ortamından yana olduğunu belirtti, özetle şunları söyledi:
‘Apolet işaret eden Başbakan yok’  
“Hesap sorulanla yetki sahibinin aynı olması gerekiyor. Eskiden olduğu gibi elini omuzlarına götürüp apolet işareti yapan Başbakan yok. (Eski başbakan Mesut Yılmaz’ı kastediyor.) Bu vesayet kalktı. Başbakan’a sen git Anadolu’yu dolaş, ter dök gel ama ben bir yapı içinde örgütleneyim benim dediklerimi yap, denemez. Bu da vesayettir.
Anasaya Cumhurbaşkanı’na fren yetkisi veriyor. Bu freni Evren, Özal’a yaptı. Demirel, Erbakan’a yaptı. Şimdi bu da kırıldı. Cumhurbaşkanı sayın Erdoğan ile bizim aramızda böyle bir problem olmaz. 2007’ye kadar biz gerçek iktidarı hissedemedik. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, kendi müsteşarını tayin ettiremedi. Böyle bir sistem vardı.”
(...)
Yeni komşular
Suriye’de 2011’den bu yana süren içsavaş ve IŞİD’in Irak’taki hızlı ilerleyişi sonrası Türkiye’nin güney sınır kapılarının karşısında 6 farklı bayrak dalgalanıyor. Bunlar Suriye Arap Cumhuriyeti, İslami Cephe, Özgür Suriye Ordusu, IŞİD, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ve PYD-PKK’ya ait.
(...)
Bir tweet yüzünden mahkemelik oldular
GENELKURMAY Başkanlığı Adli Müşavirliği, Balyoz ve Askeri Casusluk davalarına tepki için TSK’dan istifa eden eski Donanma Komutanı emekli Oramiral Nusret Güner’i Genelkurmay’a yönelik eleştirel tweet’leri nedeniyle savcılığa şikâyet etti.
(...)
'Türkiye'deki IŞİD hücreleri uyanabilir!'
İstanbul, Ankara ve Konya’da uyuyan IŞİD hücreleri olduğunu bildiren ABD, “Hava saldırılarının ardından terör eylemlerine başlayabilirler” uyarısında bulundu.
(...)
Yarın 9. kez cezaevine girecek Alınak: Devletin restini kabul ediyorum
Mahmut Alınak: KCK üyesi olsam ben burada olmazdım, açık söylüyorum. Ben PKK’li olsam çok net söylüyorum şimdi Kandil’de olurdum ve mücadeleyi orada sürdürürdüm
(...)
Ağaoğlu'nun TÜRGEV tarifesi
Fezlekelerde yer alan yasal dinleme kaydı, Ağaoğlu’nun TÜRGEV’e arazi vermek için söz verdiğini ve arsa işini bizzat Erdoğan’ın “takip ettiğini” ortaya koyuyor.
(...)
TAV Havalimanları Holding (Tepe Akfen), İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yüzde 40 hissesi için Limak Grubu ile 285 milyon euro karşılığında hisse satın alım sözleşmesi imzaladı. Hisse devrinin sonuçlanmasıyla, TAV ve işletmenin yüzde 60 hissesine sahip Malaysia Airport Holding, Sabiha Gökçen’de ortak olacak. Ancak Limak’ın elinde bulunan yüzde 40’lık hisse aynı zamanda yönetimi atama hisseleri olduğu için TAV, Sabiha Gökçen’in fiilen yeni sahibi oluyor.
...
Ve...
Son olarak...
Nedir, ne değildir?!
Peşrev?!
Türk Müziğinde bir çeşit sözsüz form. 
Fasılların en başında çalınır. 
Genellikle dört hane ve bir teslimden oluşur. 
Çoğunlukla büyük usullerle bestelenmiş saz eserleridir. 
Daha küçük usullerle bestelenen saz semaisinden bu özelliği ile ayrılır.
Acemaşiran?!
Acemaşiran (Acem Aşîrân), Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri. Ayrıca neyde, alttan 13. birimde, arkada bulunan deliğe verilen isim.
DURUM ANALİZ?!
1. Erdoğan, Obama'yı ABD'nin ya da Batı Roma'nın Kral'ı ve/veya Padişah'ı zannediyor. 
Sakat.
Obama da RTE gibi kaygan zeminde dans eden ticari politik bir figür.
Putin ise Rus istihbaratı'nın görünen yüz'ü.
Yani?!
Enerji bazlı oyun'da, Obama da Erdoğan gibi final süreç'inde ayak'ta kalmaya çalışıyor!
Niçin?!
Soru çok net:
JFK neden öldürüldü?!
2. Davutoğlu, yüksek kibir'i ile insan zekası ile alay etmeye devam etmek istiyor.
"Erdoğan partiler üstüdür muhatap benim!" derken, "Hakem'i biz seçtik, biz ne dersek gerçek o'dur" vücud dili içinde konuşuyor.
Oysaki, büyük resim çok net, İsrail / İran makas'ı kapsamında, "önce güvenlik".
Hayat bir şaka değil, eğer bu bir şaka ise hiç de gül'ünç değil!
Yani?!
“Ata kibirli binen, eve yürüyerek döner!”
İtalyan atasözü
“Eşeğe binip hava atan, ata binerse aklını kaybeder.”
William Bayliss
3. Soru bu: 
İskoçya'daki referandum Türkiye'de yapılsa sonuç ne olur?
Cevap şu:
Çek sendromu ve/veya domino etkisi.
Barzani başkanlığı'nda ayrışırlar, Bavyera / Putin dürtmesi üzerinden iç savaş yaşarlar.
Neo 1993 şartları.
İskoçya'daki ayrışma, küre'yi bir uç'tan diğer uca dolaşır, örnek: UK'rayna!
Şaka değil!
Sözün özü:
2014 Son'bahar?!
BÜYÜK OYUN?!
ABD, AB, İsrail, İran, Rusya ve Türkiye?!
Çok sert ayrışma.
Netice:
Güvenlik'i tehdit eden "Damdaki Eşek" sorunsalı.
Yani?!
“Kurt köyünü değiştirir, huyunu değil!”
Türk atasözü 
“Bir çıngıraklı yılanın sizi sokmak üzere olduğunu gördüğünüzde, onu ezmeden önce sizi sokmasını beklemeyin.”
Franklin Roosevelt 
“Eğer omlet yapmak istiyorsan, birkaç yumurta kırmak zorundasın!”
Rus atasözü
Arif'e tarif gerekmez.
Nokta.

15 Eylül 2014


Hayrullah Mahmud